Examples of using Kelleni in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kelleni ayıracak ve boğazından aşağı sıçacaklar.
Demir Şirketi senin kelleni istiyor.
Diğer ajanlar bunu öğrenirlerse senin kelleni isterler.
Her zamanki gibi, kelleni kurtardım.
Starbucks da senin kelleni istiyor.
Merak etmeyin, kimse bizden şüphelenmeyecek. Kelleni kaybedebilirsin.
Bu yuzden bir seye dokunmak, kelleni ucurur.
Altın tepside kelleni istiyor.
Sana tuzak kurmaya çalışmıyorum… ya da kelleni uçurmayı falan.
Ve eğer yalan söylersen kelleni uçururum.
yanlış yere bakarsan, kelleni kaybedersin.
Griff Bonellin kelleni uçurmasını izlemek ve sonra bunun için beni suçlayacak olması bana büyük bir zevk verecek.
Sonra da fildişi saplı bıçağımla… kelleni kesip karnavalda çalışan bir arkadaşıma satacağım.
Öyle olmasaydı şu an kelleni alırdım!
Lekesizler kelleni istiyordu tabii… ama Gri Solucan ömür boyu mahkumiyeti kabul etti.
Lekesizler kelleni istiyordu tabii… ama Gri Solucan ömür boyu mahkumiyeti kabul etti.
Gün battıktan bir an sonra seni Meereende görürsem kelleni Köle Körfezine attırırım.
Demem o ki, o sevimli ufak kelleni şu masanın üstüne koyana kadar durmam. çizginin dışına bir adım bile atarsan.
Pekala.'' Kelleni Uçururum Lan'' ın… televizyon versiyonunu mu oynamak istiyorsunuz?
Demir Tahtı alır. Minik kelleni kapılardan birine takar.