Examples of using Kopuk in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
O, uh… Ve ve kopuk. çok mesafeli.
Kopuk kolun toksikoloji raporunda tuhaf bir şey vardı.
Fakat mutlaka, hattın kopuk olduğunu gördüklerinde, yardım göndereceklerdir.
Neden hafızanızda kalan her şey böylesine puslu ve kopuk?
Amcam giysi koluna kopuk harfleri koymuş.
çirkin çocuk ve kopuk, kimsesiz, fakir çocuk.
O, uh… Ve ve kopuk. çok mesafeli.
Kriz anında iletişim kopuk.
Tabii. Kopuk hayat tarzı.
Sadece belirsiz, kopuk şeyler.
O, uh… Ve ve kopuk. çok mesafeli.
Hangi şeyden kopuk?
Bu kopuk kafa dirildiğinden beri konuşmaya çalışıyor.
Ama Kaliforniyadaki memeler… Bu kopuk hayat tarzı!
O, uh… Ve ve kopuk. çok mesafeli.
Sizin gözlemlerinize göre kadınlar vücutlarından ne kadar kopuk? Çok güzel.
Nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum, kendimi kopuk hissediyorum.
Mekikte herhangi bir kan ya da… kopuk uzuv izi yoktu.
Mekikte herhangi bir kan ya da… kopuk uzuv izi yoktu.
Sağ ol Marlak. Bir tane daha kopuk domuz kafası.