TORN in Turkish translation

[tɔːn]
[tɔːn]
yırtık
tear
rupture
ripped
lacerated
lacerations
tattered
torn-up
raggedy
cut-offs
yırtılmış
torn
ruptured
are ripped
lacerated
parçalanmış
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
paramparça
break
rip
crush
apart
shattered
falling apart
torn
in pieces
smashed
torn apart
yırtılan
torn
ruptured
yırtılmış olduğunu
kopuk
disconnected
severed
detached
out
broken
cut off
torn
isolated
disjointed
cowabunga
yırtıktı
tear
rupture
ripped
lacerated
lacerations
tattered
torn-up
raggedy
cut-offs
parçalanmıştı
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice

Examples of using Torn in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My heart is torn trying to balance.
Kalbim toparlanmaya çalışmaktan paramparça olmuş.
The reason the students don't respect you is because you're torn.
Öğrencilerin sana saygı duymamalarının nedeni parçalanmış olman.
Look at this. Your uniform's all torn.
Şuraya bak. Forman paramparça olmuş.
Mend the bond torn by pride. Forever!
Sonsuza dek! Gurur tarafından parçalanmış bağı onar!
flesh is torn.
etim paramparça olsa da umurumda değil.
Torn retina, left eye.
Retina yırtığı, sol göz.
Deep inside. Your soul is being torn.
Ruhun parçalanıyor. Çok derinlerinde.
Torn inside. So, he started to get kinda.
Parçalanmaya başladı. Böylece adam içten içe.
Chest cavity torn open.
Göğüs boşluğu parçalanarak açılmış.
Why does one have to rot in silence… torn between pain and desire?
Neden çürüyüp gider insan sessizce acıyla ihtiras arasında parçalanarak?
the strike is pointless. Now… torn between memberships.
Şimdi… üyelikler arasında parçalanacak olan.
Now… torn between memberships, the consumer-worker will reason that the strike is pointless.
Tüketici-işçi grevin anlamsız olduğunu anlayacak. Şimdi… üyelikler arasında parçalanacak olan.
Torn inside. So, he started to get kinda.
Böylece adam içten içe, parçalanmaya başladı.
Probably torn muscles as well as bruising.
Herhalde morluk haricinde kas yırtığı da var.
Oh, God, I'm so torn.
Tanrım, çok yırtığım.
The Torn Prince.
Yırtılmış Prens.
You know, we found a torn bit of a playing card at the crime scene.
Biliyorsun, suç mahalinde yırtılmış bir iskambil kağıdı parçası bulduk.
They come here from banana republics torn by civil war.
İç savaşla parçalanmış muz cumhuriyetlerimden geliyorlar.
I want to pay for your torn dress.
Yırtılan elbisenin parası. Al lütfen.
The paper's torn.
Gazete yırtılmış.
Results: 395, Time: 0.128

Top dictionary queries

English - Turkish