KORUMAK in English translation

to protect
korumak
koruyacak
koruma
to keep
tutmak
saklamak
devam etmek
kalmasını
korumak
tutacak
sürekli
etmek
tutabilmek için
sağlamak için
to save
kurtarmaya
kurtaracak
korumak için
kurtarabilmek için
kaydetmek için
saklamak
to preserve
korumak için
koruma
muhafaza etmek
saklamak
korunması için
korunur olsun
maintain
koruyun
korumak
sürdürmek
muhafaza
devam et
sürdürün
sağla
bakımını
koruyun mu
defend
savunmak
korumak
savunacağım
korur
savunun
savunacağıma dair
müdafaa
guard
muhafız
gardiyan
güvenlik
bekçi
koru
nöbetçi
koruma
hazırlıksız
görevli
savunmasız
to cover
korumaya
örtmek için
kapatmak için
karşılamak için
gizlemek için
örtbas etmek
örtecek
siper
kapsayacak
idare
safekeeping
korumak
saklamak
güvenlik
güvende olması
emniyet
güvenli bir yere koymak
verdi
to safeguard
korumak
koruma
koruyuculugu

Examples of using Korumak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Şimdi, sizin işiniz ön tarafı korumak, tamam mı?
Now, it's gonna be y'all's job here to cover the front, all right?
Bak… önemli olan şey köyü korumak, değil mi?
Look, the important thing is to safeguard the village, right?
O Kanada Seni korumak için ayaktayız.
we stand on guard for thee.
Bazen, küçük kardeşimi diğer çocuklardan korumak zorundayım.
Sometimes I have to defend my little brother against other boys.
Korumak için kulelere hapsettim ama kızlar hep öldü.
Locked them in towers for safekeeping, but the girls always died.
Dawg geldiğini gördü ve beni korumak için yangın alarmını çaldı.
Dawg saw you coming, and he pulled the alarm to cover for me.
Ben evinize geri gelip annenle kalmak istiyorum ve ağzınızı kapalı ve Suit korumak.
Keep your trap shut, guard the suit, and stay connected to the telephone.
O esnada, Dünyanın yörüngesini korumak.
To safeguard Earth's trajectory. Meanwhile.
Korumak için kulelere hapsettim ama kızlar hep öldü.
But the girls always died. locked them in towers for safekeeping.
Hıma, bilmiyorum… İsteklerini yapmak, seni korumak.
To fulfill your wishes, guard you.- Well, I don't know.
Oh, seni korumak istiyor.
Oh, he wants to cover you.
Olur mu? Benim görevim aileyi korumak.
My duty is to safeguard the family: Can't you?
Karate onuru korumak, hayatı korumak için kullanılırsa.
if karate used defend honor, defend life.
Ve korumak için buraya getirdi.
And brought it here for safekeeping.
O zamana kadar Central Cityi korumak zorundayım.
Until then, I have to guard Central City.
Önemli olan burada olmak… ve korumak.
What is important is to be here and to safeguard.
Bunu sadece Bunu… beni korumak için söyledi.
Something he said to cover for me. That's just That's.
Ve korumak için buraya getirdim.
And brought it here for safekeeping.
Havalanıyor uçağı korumak için.
Seven-Three-Six lifting for plane guard.
Ülkenin geleceğini Amerikadan yayılan ayrıştırıcı… müzik akımına karşı korumak.
To safeguard the country's youth against the degenerate music that was being piped in from America.
Results: 7200, Time: 0.0884

Top dictionary queries

Turkish - English