KUSURLU in English translation

flawed
kusur
hata
çatlağı
bir noksanlığı
imperfect
mükemmel
kusurlu
eksik
defective
bozuk
kusurlu
arızalı
hatalı
defolu
özürlü
arızalı enzimleri kombine ederek kimyasalların kontrolü yoluyla süreci tersine çevirebilmekte
faulty
yanlış
bozuk
hatalı
arızalı
kusurlu
bozulmuş
hatalı servis kaydı vardı kimsenin bana bahsetmedigi
tainted
leke
kusurlusun
lekeledin
sketchy
kabataslak
şüpheli
baştan savma
eksik
yarım yamalak
kusurlu
üstünkörü
belirsiz
malformed
kusurlu
bozuk
hatalı
ziyan durumdaydınız
inaccurate
yanlış
hatalı
doğru
kusurlu
deficient
yetersiz
eksik
kusurlu
defects
kusur
hatası
bozukluğu
iltica
defekti
bir defekti

Examples of using Kusurlu in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Şu siyah damarlar… kusurlu buz kristalleri.
Those black streaks… malformed ice crystals.
Kişisel temizliği desen, o da biraz kusurlu.
And his personal hygiene is a little sketchy.
Ona göreyse bu tablolar olgunlaşmamış çirkin ve kusurlu.
To him, such paintings were just immature, and ugly And inaccurate.
Hayatım boyunca, anormallikler ve kusurlu doğumlar için çalıştım.
I have studied abnormalities and birth defects all my life.
O akıl olarak kusurlu bir köpek yavrusu gibi.
He's like a mentally deficient puppy.
Kusurlu insan mekanizması ne yazık ki.
Faulty human mechanism, unfortunately.
Skulllarımı çalıp, o çocuğu öldüren kusurlu partiyi pişirdin.
You stole my Skulls, you cooked up a tainted batch that killed a boy.
Sami gerçekten kusurlu davranıyor.
Sami is acting really sketchy.
Çok zor. Sinsi gözler ve kusurlu kulaklar.
Note the sinister eyes… and the malformed ears. Very difficult.
Uçakta kusurlu parçalar kullandığını itiraf etti.
He just confessed to using faulty parts on that plane.
Başka bir konuşma daha yap seni bencil kusurlu küçük adam.
Why don't you make another speech, you self-important, deficient little man.
Brightbornun genom teknolojileri hiçbir şekilde kusurlu değildir.
Brightborn's genomic He's Evie Cho's personal physician. technologies are in no way tainted.
Sinsi gözler ve kusurlu kulaklar.
Note the sinister eyes and the malformed ears.
Kızın ailesi dava açtı ama koltuğun kusurlu olduğuna dair kanıt yoktu.
The parents of the little girl sued, but there was no evidence the seat was faulty.
Brightbornun genom teknolojileri hiçbir şekilde kusurlu değildir.
He's Evie Cho's personal physician. Brightborn's genomic technologies are in no way tainted.
Keşif gezisini raydan çıkaracak düzinelerce şey vardır: kusurlu ekipman.
There are literally dozens of things that can derail an expedition: faulty equipment.
Brightbornun genom teknolojileri hiçbir şekilde kusurlu değildir.
Brightborn's genomic technologies are in no way tainted.
Keşif gezisini raydan çıkaracak düzinelerce şey vardır: kusurlu ekipman.
Faulty equipment… There are literally dozens of things that can derail an expedition.
Kusurlu tespit edildi.
Defect detected.
Senin için geliyorum, kusurlu!
I'm coming for you, defect!
Results: 668, Time: 0.0445

Top dictionary queries

Turkish - English