Examples of using Kusurlu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Şu siyah damarlar… kusurlu buz kristalleri.
Kişisel temizliği desen, o da biraz kusurlu.
Ona göreyse bu tablolar olgunlaşmamış çirkin ve kusurlu.
Hayatım boyunca, anormallikler ve kusurlu doğumlar için çalıştım.
O akıl olarak kusurlu bir köpek yavrusu gibi.
Kusurlu insan mekanizması ne yazık ki.
Skulllarımı çalıp, o çocuğu öldüren kusurlu partiyi pişirdin.
Sami gerçekten kusurlu davranıyor.
Çok zor. Sinsi gözler ve kusurlu kulaklar.
Uçakta kusurlu parçalar kullandığını itiraf etti.
Başka bir konuşma daha yap seni bencil kusurlu küçük adam.
Brightbornun genom teknolojileri hiçbir şekilde kusurlu değildir.
Sinsi gözler ve kusurlu kulaklar.
Kızın ailesi dava açtı ama koltuğun kusurlu olduğuna dair kanıt yoktu.
Brightbornun genom teknolojileri hiçbir şekilde kusurlu değildir.
Keşif gezisini raydan çıkaracak düzinelerce şey vardır: kusurlu ekipman.
Brightbornun genom teknolojileri hiçbir şekilde kusurlu değildir.
Keşif gezisini raydan çıkaracak düzinelerce şey vardır: kusurlu ekipman.
Kusurlu tespit edildi.
Senin için geliyorum, kusurlu!