MAKUL in English translation

reasonable
makul
uygun
mantıklı
akıllı
akla yatkın
fair
adil
güzel
panayır
dürüst
makul
fuarı
haksızlık
adaletli
festivali
plausible
makul
inandırıcı
mantıklı
akla yatkın
olası
sensible
duyarlı
makul
hassas
uygun
mantıklı
akıllı
reasonably
oldukça
makul
epey
uygun
mantıklı
decent
düzgün
iyi
dürüst
saygın
uygun
güzel
nazik
edepli
nezih
temiz
acceptable
kabul edilebilir
uygun
makul
makbul
rational
rasyonel
makul
mantıklı
akılcı
gerçekçi
sane
makul
aklı başında
akıllı
mantıklı
akıl sağlığının yerinde
moderate
orta
makul
hafif
ılımlı
orta derecede
ölçülü
ılıman
judicious
palatable

Examples of using Makul in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Makul görünüyor. Yeter.
Enough. Seems rational.
Emirleri sorgulamaya izinleri yok. Her makul insan böyle bir.
Any decent human would have… They're not permitted to question orders.
Benim ki ise çok makul bir çocukluktu.
Mine was a very sensible one.
Uyumlu ol biraz. Bu seni makul yapar, bu da seni sempatik kılar.
Be-be agreeable, which makes you rootable, which makes you likeable.
Makul miktarda kahve içer.
He drinks a moderate amount of coffee.
Bana makul gelen tek cevap bu.
The only answer that makes any sense to me.
Makul sebep var. Bu, tütsü kokusu değilse tabii.
Probable cause… unless that's incense I'm smelling.
Makul ol, Vollin.
Try to be sane, Vollin.
Makul görünüyor. Yeter.
Seems rational. Enough.
Duyuyor musun? Makul ol?
Be sensible. Do you hear it?
Elijah Ford beraberinde yaklaşık 40 dönüm arazi ve makul bir tütün ticareti getirdi.
And a decent trade in tobacco. Elijah Ford brought with him almost 10 acres.
Şartlarımızı gayet makul bulacaksınız bence.
I think you will find our terms very agreeable.
Ama haftalık makul bir fiyatla yüksek kalite jantın kirasını da ödeyebilirler.
But they can afford to rent high-quality wheel rims at an affordable weekly fee.
Bay Agos, başka makul gerekçeniz var mı?
Mr. Agos, do you have any further probable cause?
Makul bir egzersiz iyi sağlık için gereklidir.
Moderate exercise is necessary for good health.
Akıllıca, makul, mantıklı.
Smart, sane, rational.
Burada olanları makul gösterebilecek tek organizasyon onlar.
They're the only organization that can make sense of what has happened here.
Onu yayına alırsanız makul bir insanla mı karşı karşıya olacaksınız?
Will you be dealing with a rational human being? if you put him on the air?
Sabaha çok daha makul düşüneceğimizi sanıyorum.
We will all be more sensible in the morning, I think.
Elijah Ford beraberinde yaklaşık 40 dönüm arazi ve makul bir tütün ticareti getirdi.
Elijah Ford brought with him almost 10 acres and a decent trade in tobacco.
Results: 1783, Time: 0.0544

Top dictionary queries

Turkish - English