Examples of using Mercek in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Şimdi, su mercek görevi görür.
Bu kriptonit parçasını mercek gibi kullanacaksın.
Yüzeydeki yoğun sıcaklık kameranın mercek kapağını eritmişti.
Haberlerde gördün mü bilmiyorum ama bizim bölüm mercek altında.
Kitabım işte bunları mercek altına alıyor.
İşte mercek.
Bunlar mercek.
Diğer gözün üzerinde mercek olurdu.
Dünyanın 320 kilometre tepesinde dönüp duran bir uydunun mercek açısını değiştirmek kaça patlıyor haberiniz var mı?
Senin enerji mercek sistemin benim iki savaşçıma ateş etti.
Sabit kamera, yüksek çekim ve yakınlaştırıcı mercek kullanmadan çekim yapmıştır ve bu durumu'' her şey benim için bir güvenlik ağı olarak kabul edilebilir.
Her teleskop, mikroskop veya mercek ile görüntünün büyük göründüğü fakat daha fazla detay
Genel olarak iki çeşit mercek türü vardır:
Mercek elemanları, birbirine bitişik olarak monte edilmekte,
azaltan birçok mercek boyunca ilerleyen ışığı kullanan yıldız köşegenler kullanıldığında da oluşabilir.
Bu yerçekimsel mercek Dennis Walsh, Bob Carswell
Bilip bilmediğinizi merak ediyordum da sadece. buralarda gemim için nereden biraz mercek bulabileceğimi?
Hızlandırıcı ışığı odaklayacak mercek dizisi olmadan bütün tesise sürekli ayrıştırma radyasyonu sızdıracak.
Fritz Zwicky 1937 yılında, bu etkinin galaksi kümelerinin kütleçekimsel mercek gibi davrandığına izin verdiğini belirlemiştir.
Richard uluslararası astronom takımını yönetiyor ve bir filo teleskobu her görülebilir kütleçekimsel mercek kavisleri için geceleri gökyüzünün bir kızmına yönlendiriyor.