GLASS in Turkish translation

[glɑːs]
[glɑːs]
cam
glass
window
bardak
glass
cup
mug
pints
tumbler
pour
bir kadeh
glass
chalice
shot
drink
cup
goblet
toast
gözlük
goggles
glass
spectacle
specs
shades
bifocals
eyewear
camı
glass
window
camdan
glass
window
bardağı
glass
cup
mug
pints
tumbler
pour
cama
glass
window
bardağını
glass
cup
mug
pints
tumbler
pour
bardağın
glass
cup
mug
pints
tumbler
pour
glassı
glassla

Examples of using Glass in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And their lives, to which Glass doesn't want to adapt.
Ve Glassın asla alışamayacağı hayatları.
Darling, you see where that glass is? Oh,?
Canım, o bardağın nerede olduğunu görüyor musun?
Glass, open news channel.
Gözlük, haber kanalı aç.
You are safe in here, all this glass is bullet-proof.
Burada güvendesiniz, tüm bu camlar kurşun geçirmez.
Go get Glass on a conference call.
Glassı da konferans görüşmeye al.
Dianne suffered more from Glass social ignorance than I did. By no one.
Dianne, Glassın uyumsuzluğunun acısını benden daha fazla çekti. Hiç kimse.
Upstairs with Glass.
Yukarıda Glassla birlikte.
Kyoko was going to cut Miho's face with some broken glass.
Kyokonun kırık camla Mihonun yüzünü keseceğini söylemişti.
Monday's was,"If the glass is half-empty, add tequila.
Pazartesi günü,'' Eğer bardağın yarısı boşsa, bardağa biraz tekila ekle.
Glass, stop music.
Gözlük, müziği durdur.
Armored shutters and bulletproof glass.
kurşun geçirmez camlar.
Will you get Paul Glass at Berkeley on the line for me?
Bana Berkeleyden Paul Glassı bağlar mısın?
Because I don't want that Dianne and Glass would notice everything immediately.
Çünkü Dianne ve Glassın şimdilik bilmelerini istemiyorum.
Fitzgerald. Glass is to be cared for as long as necessary.
Gerektiği müddetçe Glassla kalacaksın.- Yüzbaşı?- Fitzgerald.
Monday's was,"If the glass is half-empty, add tequila.
Pazartesi günkü şuydu: Bardağın yarısı boşsa tekila ekle.
Hodges, how's it coming with that glass?
Hodges, bu şey camla birlikte nasıl gelmiş?
Glass, zoom in.
Gözlük, yakışlaş.
Passed out drunk. And all that glass, just seriously Sam!
Sarhoş bayıldı. Ve tüm o camlar, sadece Sam!
Kiss Glass for me, yeah?
Glassı benim için öp, tamam mı?
Because I don't want Dianne And Glass to know yet.
Çünkü Dianne ve Glassın şimdilik bilmelerini istemiyorum.
Results: 7766, Time: 0.0816

Top dictionary queries

English - Turkish