Examples of using Mesai in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Samanthanın o mesai kağıdıyla ilgili yalan söylediğini söyledin.
Çifte mesai, doğru.
Mesai saatlerinde gelip gider ve bana hiç haber vermez.
Damarlarımızdaki kan, Sayın Başkan. Yine mesai.
Boşuna'' mesai saati'' demiyorlar.
Çifte mesai, beyler.
Saul. Mesai saatlerinde Saul Goodmanım.
Bu mesai kağıdına göre kesinlikle çalışmışsın.
Senin ve Kevinın mesai saatlerindeyse toplam bu kadar kazanıyorsunuz.
Genel merkez çalışanları mesai saatlerinde gezinebiliyor mu? Seung-mi mi?
Şimdi fazla mesai bile ödenmiyor.
Çifte mesai, çocuklar.
Saul. Mesai saatlerinde Saul Goodmanım.
Affedersin. Ailem mesai saatleri içinde beni aramaması gerektiğini bilir.
Mesai sonrası çok telefon alıyoruz. -Tamam.
Mesai dokuz dakika önce başladı, Drew.
Evet, çılgın mesai saatleri.
Tam zamanlı işime döndüm zaten, mesai aramıyorum. Ne için?
Yeni araba, mesai.
Mesai saatleri sırasında dondurma satma demedim mi sana?