MIRASA in English translation

inheritance
miras
veraset
mirası
kalıtım
pay
heritage
miras
mirası
legacy
inherited
miras
varis
mirası
kalıt
varis olsun
legacy
miras
mirası
vasiyetimi
kalıtı
miraz

Examples of using Mirasa in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Onun çok uzun yaşayamayacağına dair haklı sebepleriniz vardı… ve siz yeğeninin mirasa konabileceğini öğrendiniz.
Would inherit his fortune. and you found out that his niece You had reason to believe that he would not live long.
kutsal kılınmış olan bütün insanlar arasında mirasa kavuşturacak güçtedir.
to the word of his grace, which is able to build up, and to give you the inheritance among all those who are sanctified.
bilgisel göreliğin o veya bu şekline yönelmesi bu değerli mirasa ihanet ediyor ve yenilikçi toplumsal eleştirinin hala hassas olan görüşlerinin temelini sarsıyor.
another form of epistemic relativism betrays this worthy heritage and undermines the already fragile prospects for progressive social critique.
Ve adını hatırlayamadığım diğer iki avukattan sonra birden bire Owen Dean mirasa karşı o büyük talepler geldi.
Whose names I would never… I couldn't remember. And then suddenly, there came from, like, nowhere these massive claims against the estate, coming from Owen Dean
Mirastan pek para kalmadı.
There isn't much inheritance money left.
Farzet ki ismim, mirasım, hiçbir şeyim yok.
Suppose I have no title, no inheritance, nothing.
Mirastan vazgeç.
Give up the inheritance.
Mirasımı almak için beni öldürür müsün?
Would you kill me to get the inheritance?
Yapmazsa mirastan mahrum kalır.
She's out of an inheritance if she doesn't.
Teşekkürler. Gonzalezi öldürmekle mirasın ne alakası var?
Thank you. what does an inheritance have to do with who killed gonzalez?
Gonzalezi öldürmekle mirasın ne alakası var? Teşekkürler?
Thank you. what does an inheritance have to do with who killed gonzalez?
Benim sadece mirasım, sadece hafızam.
Only inheritance. It's my only memory.
Bütün mirasımı her zaman bu doyumsuz arzuları yaşamak için harcadım.
I have always had this insatiable desire to spend my entire inheritance.
Benim mirasım çoktan bitti.
My inheritance is long gone.
Mirasımı çoktan aldım, bir hata olduysa eğer.
If there is some mistake. I already received my inheritance.
Affedersin ama mirasımı alabilmekbenim için ölüm kalım meselesi.
I'm sorry, but my getting my inheritance is a matter of life or death.
Dinle bu mirasın ailenin hakkı olduğunu düşündüğünü biliyorum.
Listen, I know why you feel like your family deserves the inheritance.
Mirasım yok.
No inheritance.
Marta mirastan vazgeçme gibi bir niyetin var mı?
Marta, is it your intention to renounce the inheritance?
Mirasımı kabul etmeye hazırım.
I'm all ready to take the inheritance.
Results: 50, Time: 0.0283

Top dictionary queries

Turkish - English