Examples of using Nasibi in Turkish and their translations into English
{-}
-
Ecclesiastic
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Kim âhiret mahsülü isterse, onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama âhirette onun hiç nasibi olmaz. 17,21; 2,201.
onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
âhirette onun hiç nasibi olmaz. 17,21; 2,201.
ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
âhirette onun hiç nasibi olmaz. 17,21; 2,201.
onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Ve yine, ilimden nasibi olanların bu Kurânın senin Rabbin tarafından gönderilen gerçeğin ta kendisi olduğunu iyice anlayıp
Gerçi bazan kendi nasibimden daha fazlasını aldığımı hissediyorum.
Nasibimi aldım ben.
İşte onlar için, kazandıklarından bir nasib vardır.
İşte onlar için, kazandıklarından bir nasib vardır.
Ona deli gibi aşığım ama evlilikten nasibimi aldım.
Onunla olmayı nasib eyle.
Bu lanete karışan herkes nasibini aldı.