Examples of using Neticesi in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
En sonuncusunun, -şu an içinde yaşadığımızın- oldukça olağanüstü bir olaylar zincirinin neticesi olduğu düşünülüyor.
Pişman olduğunu söyleyene kadar vermiş cezayı yani bu onun inatçılığının neticesi.
daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.
daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.
Kararsız suçluluk ya da bazı travmaların neticesi olabilir. Hatıraları bastırmaya zihin sebep olur.
Kardeşlere ve oy yeri gözlemcilerine yönelik kitlesel tutuklamalar neticesi 2010 seçimlerinde birisi dışında tüm Kardeşler üyeleri sandalyelerini kaybettiler.
Makedonya Cumhuriyetinin, Kosova sorununun neticesi ve bunun bölge üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerine ilişkin görüşü nedir?
daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.
Romanın hükmüne kafa tutmaya çalışan birileri hep çıkar…-… ve neticesi çoğunlukla aynı olur.
İmparatorlukta nereye gönderilsem de, işgal ne kadar yarar getirse de,… Romanın hükmüne kafa tutmaya çalışan birileri hep çıkar… ve neticesi çoğunlukla aynı olur.
işgal ne kadar yarar getirse de,… Romanın hükmüne kafa tutmaya çalışan birileri hep çıkar… ve neticesi çoğunlukla aynı olur.
pek çok çarpışmanın neticesi, en şiddetli çarpışma ise.
İki türlü de netice aynı olur, değil mi?
Netice karşısında sizi davet etmeye razı olduk.
Bu vakada ise netice, New Jerseyde sahibi çıkmamış bir ceset oldu.
Olasılık ve netice. Bunu bilmiyordum.
Bu netice ilk yayınlandığında,
Daha fazla kan dökülmeden… neticeyi tayin edecek İsviçreli bir jürimiz olabilirdi.
Travma neticesinde, işte bu.
Daha fazla kan dökülmeden neticeyi tayin edecek İsviçreli bir jürimiz olabilirdi.