Examples of using Nutuk in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
McBride, nutuk atmayı kes.
Nutuk yok, söz.
Başka nutuk duymaya ihtiyacım yok.
Nutuk zamanı.
Nutuk dinlememi gerektiren bir kanun mu var?
Tamam, nutuk yok!
Kota ve yasalardan nutuk ve savaş şarkılarına geçelim.
Onun bana nutuk atmasından usandım.
Sana nutuk çeken yok.
Nutuk bu, çözüm değil.
Nutuk yok… Benim seçimim!
Nutuk çekme, kardeşim.
Nutuk değil, adamım, savaş konuşması.
Nutuk çekiyorum.
Sonra bana, kendime nasıl bakmadığıma dair nutuk çekmeye başladı.
Sahtekarlar Bond filmlerindeki kötü adamlar gibi nutuk çekmezler.
Sen de bana ne giyeceğim konusunda nutuk çekecek misin?
O yüzden bana nutuk çekmeyi kes.
John, şu anda nutuk dinleyecek havam yok.
Çünkü gerçek dünyada, kimse mazeret veya boş nutuk dinlemek istemez.