Examples of using Oranda in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Yüksek oranda koloidal gümüş varmış. Bozuk mu?
Oranda ne arıyorsun?
Ben de aynı oranda açık olayım.
Ejeksiyon fraksiyonu ciddi oranda azaltıldı.
Makaslama etkisi oluşur. Farklı oranda yoğunluklu alaşımlarda.
Aslında bu küçük oranda bir çeşitlilik biz memeliler bunlardan biriyiz.
Vücudunda yüksek oranda arsenik varmış.
Mekanik yüksek oranda kirlenmiş.
Buna ölümcülş oranda kloraksin verilmiş.
Ancak fosil su rezervleri ciddi oranda tükendi.
Bunu yapmalarının tüm nedeni, alglerine eşit oranda Güneş ışığı sunmaktır.
Sorumluluk büyük oranda benimdi.
Milyar yıl önce evren büyük oranda hidrojen gazıydı.
Dışarıda aynı oranda yardım edebileceğin yığınla iş var.
Shizontania yakınlarındaki ormanların yüksek oranda töz içerdiğini keşfettik.
Tahminimce 3-1 oranda bir ihtilal olacak.
Maksimum oranda verildi. Kan basıncı 65.
Büyük oranda bir açlığı
Büyük oranda su.
Yüksek oranda yoğunlaştırılmış güneş enerjisi ışını gibi görünüyor.