ORANDA in English translation

rate
atışı
atışları
hızla
faiz
oranı
oranını
hızı
ritmi
ücreti
fiyatı
there's
orada
olsun
vardır
yanında
bir
burada
var diye
i̇şte
içinde
mevcuttur
is
ol
çok
işte
ise
olun
proportion
orantı
oranı
oranını
boyutlara
oranlama
ölçüsünde
where
nerede
yerde
nerde
yer
orada
burada
yerin
percentage
pay
yüzdesi
yüzde
oranı
oranını
bir kısmı
are
ol
çok
işte
ise
olun
there is
orada
olsun
vardır
yanında
bir
burada
var diye
i̇şte
içinde
mevcuttur
rates
atışı
atışları
hızla
faiz
oranı
oranını
hızı
ritmi
ücreti
fiyatı
there was
orada
olsun
vardır
yanında
bir
burada
var diye
i̇şte
içinde
mevcuttur
be
ol
çok
işte
ise
olun
there were
orada
olsun
vardır
yanında
bir
burada
var diye
i̇şte
içinde
mevcuttur
was
ol
çok
işte
ise
olun

Examples of using Oranda in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yüksek oranda koloidal gümüş varmış. Bozuk mu?
There was a high level of colloidal silver. Tainted?
Oranda ne arıyorsun?
What are you looking for?
Ben de aynı oranda açık olayım.
Let me be equally clear.
Ejeksiyon fraksiyonu ciddi oranda azaltıldı.
The ejection fraction is severely reduced.
Makaslama etkisi oluşur. Farklı oranda yoğunluklu alaşımlarda.
There's a shearing effect when alloys of different density abrade.
Aslında bu küçük oranda bir çeşitlilik biz memeliler bunlardan biriyiz.
This is just a tiny range actually: It's us mammals; we're one of these.
Vücudunda yüksek oranda arsenik varmış.
There were high levels of arsenic in his system.
Mekanik yüksek oranda kirlenmiş.
Engineering is heavily contaminated.
Buna ölümcülş oranda kloraksin verilmiş.
This one was given a lethal dose of chloraxine.
Ancak fosil su rezervleri ciddi oranda tükendi.
But the fossil water reserves are severely depleted.
Bunu yapmalarının tüm nedeni, alglerine eşit oranda Güneş ışığı sunmaktır.
The reason they do that is to give all their algae an equal dose of sunlight.
Sorumluluk büyük oranda benimdi.
The responsibility was in large part mine.
Milyar yıl önce evren büyük oranda hidrojen gazıydı.
Billion years ago, The universe was mostly hydrogen gas.
Dışarıda aynı oranda yardım edebileceğin yığınla iş var.
Where you would be helping just as much. There are lots of jobs outside.
Shizontania yakınlarındaki ormanların yüksek oranda töz içerdiğini keşfettik.
We have detected a large amount of aer being produced in the forest near Ceazontania.
Tahminimce 3-1 oranda bir ihtilal olacak.
I reckon it's three to one there will be a revolution.
Maksimum oranda verildi. Kan basıncı 65.
He's maxed out with a pressure of 65.
Büyük oranda bir açlığı
You are risking disease
Büyük oranda su.
It's mainly water.
Yüksek oranda yoğunlaştırılmış güneş enerjisi ışını gibi görünüyor.
That does look like a highly concentrated beam of solar energy.
Results: 226, Time: 0.0569

Oranda in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English