LARGELY in Turkish translation

['lɑːdʒli]
['lɑːdʒli]
çoğunlukla
mostly
often
mainly
usually
most
most of the time
for the most part
largely
frequently
generally
genelde
usually
often
mostly
generally
typically
normally
most
mainly
tend
commonly
genellikle
usually
often
generally
mostly
typically
commonly
normally
mainly
most
frequently
geniş ölçüde
planyan

Examples of using Largely in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The inhabitants of Ta'if are largely made up of Saudi Arabian tribes.
Suudi Arabistanlıların büyük bölümünü, yerli kabilelerin soyundan gelen Araplar oluşturmaktadır.
And that is largely my fault.
Ve çoğunluğuda benim hatamdı.
Other English-speaking nations largely followed either this order or the Japanese order.
Diğer İngilizce konuşulan ülkelerde debüyük ölçüde bu düzeni veya Japon düzenini takip etti.
Largely at myself.
Aslında kendime.
The largely Albanian-populated Kosovo was included within Serbia.
Nüfusunun çoğu Arnavutlar tarafından oluşan Kosova Sırbistana dahildi.
For example, both of our jobs are largely financed by drunk Asian businessmen.
Mesela ikimiz de işimizde en büyük parayı sarhoş Asyalı iş adamlarından kazanıyoruz.
So, this has largely got to do with solar activity.
Yani, bunun büyük bir oranda güneş aktivitesi ile alakası var.
Largely, yes.
Genel olarak, evet.
Over the last century, she's fought countless wars against largely unseen enemies.
Geçen yüzyıI boyunca çoğunluğu görünmeyen düşmanlara karşı sayısız kez savaştı.
Taft is largely African-American?
Taft ölçüde Afrikalı-Amerikalı mı?
The village is largely surrounded by forests.
Köy genel olarak ormanlarla çevrilmiştir.
Back in Germany, the population was largely ignorant of what was happening in Stalingrad.
Almanyada ise halkın büyük çoğunluğu Stalingradı görmezden geliyordu.
The French largely lived on plantation estates.
Fransızlar genellikle büyük çifliklerde konakladılar.
Taft is largely african-american? right, right.
Taft ölçüde Afrikalı-Amerikalı ? Tamam, tamam.
It's a motorcycle gang with a largely Latino membership.
Latin ağırlıklı bir motosiklet çetesi.
Largely board members
Çoğu kurul üyesi
However, I believe you are largely in the right, Mr. Holmes.
Yine de, fazlasıyla haklı olduğunuza inanıyorum, Bay Holmes.
Believe me, Captain, immortality consists largely of boredom.
Fazlasıyla sıkıntıdan ibaret. İnanın bana Kaptan, ölümsüzlük.
Or the largely nonsensical nature of the lyrics? In terms of distraction from work?
Dikkat dağıtma açısından mı… yoksa fazlasıyla anlamsız şarkı sözleri açısından mı?
And these nuggets are largely gristle and ground animal bone.
Tavuk parçaları ağırlıklı olarak kıkırdak ve hayvan kemiği.
Results: 633, Time: 0.0468

Top dictionary queries

English - Turkish