Examples of using Provoke in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sokaklara adamlar yerleştirmek provoke edici olur.
Karakolun önünde onu daha az provoke edebilirdim.
Bu Siuların işi.- Ordu onları provoke etti.
Bu özenti Özgürlüğün Çocukları onu provoke ediyorlardı.
Bu özenti Özgürlüğün Çocukları onu provoke ediyorlardı.
Provoke olacağını bildiğin halde,
Provoke olacağını bildiğin halde,
Bazıları uysal yaradılışlı ve sadece provoke edildiklerinde ısırırlarken iken bazıları da daha fazla agresiftir.
Beni provoke eden birinin inanmadığım bu kadar şeyi söyleyebileceğini bilmezdim.
Ama bizim kurumumuz bu savaşı provoke eden Yahudi liderleri kapsamıyor,… bu tam bir felaket olur.
Hazırlanmış bir savaş bahanesiydi, tıpkı Lusitanianın batırılması, ya da Pearl Harbor ve Tonkim Körfezi olaylarının provoke edilmesi gibi.
Bu asılsız teori dışında bir şey olmadan insanları katledersen… kaçınmayı istediğin bütün o olayları provoke edersin.
sonra çizim provoke etti… ifade edemediği bir şeye.
Ya da Pearl Harbor ve Tonkim Körfezi olaylarının provoke edilmesi gibi.
Çok hükümet yetkilileri yolsuzluk? gitmek zorunda olan kişi benim ve çok büyük provoke.
Bu asılsız teori dışında bir şey olmadan insanları katledersen… kaçınmayı istediğin bütün o olayları provoke edersin.
Bu asılsız teori dışında bir şey olmadan insanları katledersen… kaçınmayı istediğin bütün o olayları provoke edersin.
Bu asılsız teori dışında bir şey olmadan insanları katledersen… kaçınmayı istediğin bütün o olayları provoke edersin.
Şimdi, Fransızlara, eğer provoke edilirsem, savaştan kaçınmayacağımı göstermek istiyorum!
Düşman provoke edecek kadar cesur davrandığında ne zaman ve ne koşulda olursa