STIRRED in Turkish translation

[st3ːd]
[st3ːd]
karıştırılmış
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
stirred
uyandırdı
wake up
awakening
when you wake up
karıştırdı
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
karıştırılır
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
karıştırıp
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with

Examples of using Stirred in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Shaken, not stirred. Vodka martini.
Vodka martini. Sallanmış, karıştırılmış değil.
Vodka Martini. Shaken, not stirred.
Vodka martini. Sallanmış, karıştırılmış değil.
Shaken, not stirred.
Sallanmış olsun, karıştırılmış değil.
Vodka Martini, extra dirty, stirred.
Votka Martini, aşırı sert, karıştırılmış.
Not shaken, not stirred, no ice but fast.
Çalkalanmamış, karıştırılmamış, buzsuz ama çabuk.
I will have it shaken and stirred.
Sallayıp, karıştırın.- Şahaneydi.
Too many feet stirred this crap.
Altımızdaki pisliği karıştıran bir sürü ayak var ve bu gaz çıkartıyor.
Every time there is shit being stirred, Bitsy Bear is holding spoon.
Ne zaman bir boklar karışsa Ayı Bitsy kaşığı tutuyor oluyor.
I saw her go, and you never stirred a whisker.
sen hiç bıyığını karıştırmadın.
He stood over a cauldron of toxic chemicals and endlessly stirred.
Zehirli kimyasallar içeren bir kazanı durmadan karıştırıyordu.
Offer martinis, shaken or stirred.
Martini teklif eder, çalkalar veya karıştırırdık.
But when I was with Barbara, something stirred inside me.
Ama Barbarayla beraberken, içimde bir şeyler uyandı.
Willy Wonka called, he said he needs his chocolate stirred.
Willy Wonka aradı, çikolatalarının karıştırılması gerekiyormuş.
Stirred for 10 seconds while glancing at an unopened bottle of vermouth.
Açılmamış bir vermut şişesinin yanında on saniye karıştırın.
Two teens dead… and this small town shaken and stirred.
İki genç öldü ve… bu küçük kasaba karıştı ve birbirine girdi.
As if detonation stirred unpleasant memories.
Bu patlama, kötü hatıralar… uyandırmış gibi.
As if detonation stirred unpleasant memories. You look troubled.
Bu patlama, kötü hatıralar… uyandırmış gibi, tedirgin görünüyorsun.
Just needs to be properly stirred.
Sadece iyice karıştırmak gerekiyor.
And endlessly stirred. He stood over a cauldron of toxic chemicals.
Zehirli kimyasallar içeren bir kazanı durmadan karıştırıyordu.
Something inside me stirred, you know?
Içimde bir şeyler kıpırdadı, biliyor musun?
Results: 98, Time: 0.1108

Top dictionary queries

English - Turkish