Examples of using Resmen in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Senator Sullivan resmen karımı tehdit etmiş.
Güney Afrika telif hakkının resmen kitabını yazmış biriydi.
Regasın ödediği otel odasında evcilik oynuyoruz resmen.
Maria bugün resmen kucağıma düştü diyorum.
Bu minik eleman resmen beni öldürmeye çalışıyor.
Annem bu yeni herif ve tırsak oğlu için resmen bizi terk ediyor.
Kasnian Holdingin dışında yaşayanlar paçavra giyiyor resmen.
Fısıldamalar yoktu, resmen bağırıyorlardı ve ben onlarla mücadele ettim.
Evden çıkmıyordu, Çinli cemiyet tarafından dışlanmıştı resmen.
Meclis üyeleri, sponsorlar… Hepsi mest oldu resmen.
Ulan herif resmen dalga geçiyor bizimle.
Bu şemsiyeyi Cindynin evinde bırakmıştım, resmen şemsiyemi çalmışsın.
Sen ve Jesse, Barrettı resmen dürtüklediniz yani? Evet.
Size söylüyorum Profesör Heiny bu kadın resmen bir cadı.
Bir hayranım daha bana adanmış bir blog açarsa öleceğim resmen.
Robin, Ted sen ve Barney için piyano çalmaktan kaçıyor resmen.
Bir tek kontrol etme konusunda ciddi sorunların yok. Saçmalıyorsun. Resmen daire çiziyorsun.
Hardik Pandyayı Bhuvneshwar Kumara benzetiyor resmen. Muhteşem.
Aman tanrım! O fıtığın resmen canına okudum!
Tuvalete gitmek için savaş vermek gerek resmen.