Examples of using Solgun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Solgun. Yavru köpek.- Boynun!
Biraz solgun görünüyor, degil mi?
Ve insanlığın solgun alacakaranlığında… Cennet kurmak istiyorum.
Daha tombul, yaşlı ve solgun versiyonum ama.
Biraz solgun görünmüyor mu sence?
Solgun kız beni her yerde takip ediyor.
Ve insanlığın solgun alacakaranlığında… Cennet kurmak istiyorum.
Her seferinde daha solgun olacaktır.
Biraz solgun görünüyorsunuz Bay Graham söylememin bir mahsuru yoksa.
Neredeyse 70 yıl boyunca Solgun bedenim çürürken karımın acı çekmesini izledim.
Onun puslu ve solgun aklında… Bir zamanlar arkadaş dediği adamı hatırlar.
Indikleri zamankinden daha solgun görünüyorlar.
Senin yanında bu dünya solgun sanki.
Seni öldüren solgun canlı eti yiyerek insan etine büründü.
Bir gün çiçek açacağına dair zayıf ve solgun bir ümit.
Bir gün Marceloyu bir hayli solgun buldum.
Makinenin güzelliği seninkiyle kıyaslayınca çok solgun kalıyor.
Yavru köpek.- Boynun! Solgun.
Artı, solgun görünüyor.
Makinenin güzelliği seninkiyle kıyaslayınca çok solgun kalıyor.