SOLGUN in English translation

pale
solgun
soluk
açık
beyaz
sönük
renginiz solmuş gibi
benzi solmuş
pasty
solgun
soluk
hamur gibi
mantı
macun
böreği
peaky
solgun
bitkin
faded
solmaya
kaybolmaz
solgun
kayboluyor
yok
kararır
ashen
solgun
külden
wilted
solgunluk
solmasını
solabilir
asla
pallid
soluk
solgun
sallow
solgun
soluk tenli olduğunu
ashy
pul pul
kül gibi soluk görünüyor
solgun
kuru
paler
solgun
soluk
açık
beyaz
sönük
renginiz solmuş gibi
benzi solmuş
fading
solmaya
kaybolmaz
solgun
kayboluyor
yok
kararır
fade
solmaya
kaybolmaz
solgun
kayboluyor
yok
kararır
pales
solgun
soluk
açık
beyaz
sönük
renginiz solmuş gibi
benzi solmuş

Examples of using Solgun in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Solgun. Yavru köpek.- Boynun!
Paler. Puppy. Neck!
Biraz solgun görünüyor, degil mi?
He looks a bit peaky, doesn't he?
Ve insanlığın solgun alacakaranlığında… Cennet kurmak istiyorum.
And in humanity's fading twilight… I wish to build paradise.
Daha tombul, yaşlı ve solgun versiyonum ama.
A chubbier, older, paler version, but.
Biraz solgun görünmüyor mu sence?
Don't you think she looks a bit peaky?
Solgun kız beni her yerde takip ediyor.
The Fade girl follows me everywhere.
Ve insanlığın solgun alacakaranlığında… Cennet kurmak istiyorum.
In humanity's fading twilight, it's my wish to build us a paradise.
Her seferinde daha solgun olacaktır.
It will be paler every time.
Biraz solgun görünüyorsunuz Bay Graham söylememin bir mahsuru yoksa.
You are looking a little peaky, Mr. Graham, if you don't mind my saying.
Neredeyse 70 yıl boyunca Solgun bedenim çürürken karımın acı çekmesini izledim.
For nearly 70 years I watched my wife suffer while my Fade body rotted away from me.
Onun puslu ve solgun aklında… Bir zamanlar arkadaş dediği adamı hatırlar.
In his hazy and fading mind… he remembers the man he once called a friend.
Indikleri zamankinden daha solgun görünüyorlar.
They look even paler than when they got off.
Senin yanında bu dünya solgun sanki.
The world pales next to you.
Seni öldüren solgun canlı eti yiyerek insan etine büründü.
The Fade who killed you… he's eaten flesh and taken human form.
Bir gün çiçek açacağına dair zayıf ve solgun bir ümit.
A faint and fading hope that one day it will flower.
Bir gün Marceloyu bir hayli solgun buldum.
One day, I found Marcelo paler than usual.
Makinenin güzelliği seninkiyle kıyaslayınca çok solgun kalıyor.
The beauty of this soda machine pales in comparison to your beauty.
Yavru köpek.- Boynun! Solgun.
Paler. Puppy. Neck.
Artı, solgun görünüyor.
Plus, looks fade.
Makinenin güzelliği seninkiyle kıyaslayınca çok solgun kalıyor.
In comparison to your beauty. The beauty of this soda machine pales.
Results: 890, Time: 0.0404

Top dictionary queries

Turkish - English