SOMUT in English translation

concrete
beton
somut
sağlam
kesin
çimento
betondan
betonla
elle tutulur
tangible
somut
gerçek
elle tutulur
maddi
physical
fizik
somut
muayene
beden
maddi
hard
zor
sert
sıkı
ağır
sabit
sağlam
somut
katı
solid
sağlam
katı
sert
som
somut
saf
güvenilir
masif
kaskatı
yekpare
palpable
somut
açık
bariz
aşikar
hissediliyor
apaçık
elle tutulur
belirgin
substantive
sağlam
anlamlı
önemli
bağımsız
somut
gerçek

Examples of using Somut in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Somut bilgi saklıyor değilim hanımefendi. Sadece düşüncelerimi.
I'm not withholding any material information, madam.
Bu somut ve gerçek.
It's solid and real.
Ya da farklı insanlar için somut ve övgü dolu bir sembol olabilir.
As some kind of a symbol for people who are different. Or objectified and glorified.
Ya da farklı insanlar için somut ve övgü dolu bir sembol olabilir.
Or objectified and glorified as some kind of a symbol for people who are different.
Alarm şirketi niye somut onay istedi bilmiyorum.
The alarm company requested a hard confirm. I don't know why.
Alarm şirketi niye somut onay istedi bilmiyorum.
I don't know why the alarm company requested a hard confirm.
Somut bir şey söyle.
Give me something.
Bu somut bir şey, ortak.
This is tangible, partner, it's not in your imagination.
Somut siyasi sonuçlara.
Real political results.
Bobby Dasseynin bugün yapmış olduğu tanıklık somut bir kanıt.
The testimony from Bobby Dassey today, that's the in-court evidence.
Yine de her iki ölüm arasında somut bir bağlantı bulamıyoruz.
But we still can't find any definitive link between the deaths.
Fiziksel klonlanamayan fonksiyonlar fiziksel yapının içinde somut bir varlıktır.
A PUF is a physical entity embodied in a physical structure.
Her şey somut.
Alles Vergängliche.
Dr. Martine bu bağlantı hakkında söyleyebileceğim somut bir şey var mı?
Connection he's imagining? Anything specific i could tell him about this?
Dr. Martine bu bağlantı hakkında söyleyebileceğim somut bir şey var mı?
Anything specific i could tell him about this… Connection he's imagining?
Bu süreçte örneğin cinayet ya da kaçırma adına… somut deliller bulursak… cezai takip başlatılır.
Then criminal proceedings are initiated. factual evidence of murder or kidnapping.
Düşüncelerimiz, gördüklerimiz, fantezilerimiz ve rüyalarımız… somut bir gerçekliğe sahiptir.
Our thoughts, visions, fantasies and our dreams, do have a material reality.
Tanrım, bu çocuk çok somut.
Jesus, this guy's so literal.
Ve eğer somut olduğunu söylerlerse, o somut olmayacak, buharlaşacaktır.
And if they say it's solid, it will not be solid, it will evaporate.
Bunun da insan sağlığı için son derece somut sonuçları olur.
So there are very real implications for human health.
Results: 1200, Time: 0.0426

Top dictionary queries

Turkish - English