Examples of using Stres in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Saklamak zorunda kalmayıp, paranoya ve stres yapmayasın diye.
Ama hayatımızda çok fazla stres var.
Aptal kız, biraz stres atmanın sana iyi hissettirdiğini biliyorsun.
Sıra bende. Nöbet ilacım ya da bu stres çarkı.
Önemli duyusal tepkilere sebep olan ve stres içeren durumlardan kaçınmanız gerekiyor.
Stres yapıyorum. Dur lütfen, stres yapma.
Bunaldığınızı hissetmeye başlarsanız, stres veya endişe hissederseniz.
Düğün bende de stres yapıyor herhâlde.
Hadi ama. Adamlarım stres atmaya çalışıyor.
Sıra bende. Nöbet ilacım ya da bu stres çarkı.
Çıkmayı seviyorsun. Aslında bende stres yaratıyor.
Stres yapan ben değilim.
Yapılması gereken bir işi olduğunda bu işten dolayı stres yapar.
Ajanlar FBI için gizli çalışırken stres için eğitilirler.
Sıra bende. Nöbet ilacım ya da bu stres çarkı.
Hepsi kalacak bir yer arayacak, stres atmak isteyecek.
Ne zaman birlikte yaşayacağımız ya da ne zaman evleneceğimiz hakkında stres yapmayı bıraktık.
Çünkü stresliyim. Ve ben stres olunca beynim de stres oluyor.
Biraz su içir, eline de stres çarkını ver.
Gösteriyi çalacaklar, stres olma.