Examples of using Sudan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Evlat, sudan gol topu almak 50 cent.
Onunla birlikte Sudan sınırındaki bir Kenya sığınmacı kampına gittik.
Sudan geçmesi için!
Onları hemen sudan çıkarmamız gerek.
Sudan öldü.
Sudan mezara gönder onu.
Hiç sudan yuttun mu?
Sudan geçin.
Balığın sudan çıkarılması gibi.
Sudan da birlikteydik.
Olağanüstü bir kaçış ama sudan havalanmak, karada havalanmaktan daha zordur.
Anladığınız üzere sudan pek hoşlanmıyorlar.
Evet sudan döneriz.
İşte bu yüzden sudan hoşlanmıyorum. Tamam mı?
Sudan yapılmış haplar.
Onu sudan uzak tutan bir şey var.
Çünkü 2010da Sudan Başkanı Hassan El-Bashir Darfurda savaşın bittiğini açıklamış.
Gordon, Sudan senin çocuğundu.
Sudan genel valisi olarak.
Sudan iyidir.