Examples of using Tepe in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Tepe kamerasını 10 metre uzakta bulduk.
Dolabın tepe kısmında sana bir yer ayırırım.
Sanırım'' Batı'' ya da'' Tepe'' gibi bir şey hatırlıyorum.
Çılgın Tepe Çetesi.
Bulutlu Tepe madenine gidip biraz almalıyım.
Her yer tepe ve ağaç. Enfes.
Tepe Yarışçısını oynamak ister misin?
Şu tepe manzarasını hep sevmişimdir.
Tepe isimler yok ama şimdilik idare eder.
Arabanın kapısını açarken gözlerimi aldı ve tepe ışığı yandı.
Solgun Tepe Malikânesi İngilterenin en hayaletli yerleri arasında anılır.
Bazen tepe üzerinde.
Tepe bir tepe iki.
Buradan Mavi Tepe Çiftliğine kadar tüm çanları çalın.
Tepe ve vadilerin kendileri küçük kıllarla kaplı.
Tepe boyunca 10 metre aralıkla mayın döşedim.
Şu tepe manzarasını hep sevmişimdir.
Küçük Yuvarlak Tepe tamamen savunmasızdı.
Bu gece tepe hiç olmadığı kadar yakın görünüyor.
Petrol tavanı çan eğrisinin petrol üretiminindeki tepe noktasıdır.