Examples of using Ucu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Doğru. Meleğin ucu ateşten büyük altın mızrağı.
Tamam. Ben şu ucu yakarken sen de şu iki ucu yakacaksın.
Kırık dalın ucu.
Bu arada Withers… Yahudi yıldızının altı ucu vardır.
Bir göğsün var… açık renk halka… göğüs ucu.
Ne kadar sinir ucu olduğuna inanamazsın.
Meleğin ucu ateşten büyük altın mızrağı.- Doğru.
Sen şu iki ucu yakarken ben de şu ucu yakacağım.- Peki.
Peteğe benzer bir ucu var.
Bu arada Withers… Yahudi yıldızının altı ucu vardır.
Ne kadar çok sinir ucu olduğunu tahmin edemezsin.
Belki bir ok veya zıpkın ucu.
Dünyanın iki ucu.
Mızrak ucu. Bıçağın ucu.
Brisbane, Queensland sahilinin kuzey ucu.
Bir tünelin iki ucu vardır.
Kılıcın ucu.
Bıçağın ucu.
İşte o zaman bir bıçağın ucu gibi zihniniz keskinleşiyor.
Kutunun içi sanki bir cadde gibi, her iki ucu da çıkmaz sokak.