Examples of using Ustaca in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bu dokular ustaca çıkarılmış.
Baksana ne kadar ustaca kandırdı seni savaş çocuğu.
Sağladığım ekipmanı bile ustaca kullanamayan birine ihtiyacım yok!
Bayan Marlowu ustaca boynundan vuruyorum.
O zaman, kocam rüzgar gibi uçtu ve çok ustaca kondu.
Bütün bu şeyler çok ustaca yapılır!
Bunu çok ustaca yaptın.
Bu ustacaydı, sadece ustaca.
Kardeşinden ustaca bir hamle.
Ustaca bir başarı.
Senatör Morra kendisine yapılan suikast girişimindeki ustaca yönetiminden etkilendi.
Bir papaz bir paravanın üstüne bir rahibin resmini ustaca çizdi.
Güzelce ve ustaca bitirdin.
Kötüye işaret.- Ustaca. Kaptan.
Bir kasap mı? Çok ustaca.
Anlaşılır bir cevap vermekten ustaca kaçındılar.
Çok ustaca. Uzun süredir burada mı?
Kötüye işaret.- Ustaca. Kaptan.
An2} Fakat şans ve ustaca hazırlanmış planlar sayesinde.
Bir kasap mı? Çok ustaca.