Examples of using Uydur in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Gerçek Otoban Devriyesinden hikayeler uydur.
Bak bir bahane uydur, isilik olduğunu falan söyle.
Şimdi git bir mazeret uydur, ve Alan Grayi telefona bağla.
Bir bahane uydur ve buluşmayı iptal et.
Uydur bir şeyler.
Bir mazeret uydur, ve eve geri dön!
Bir hikaye uydur ve kurtul ondan.
Uydur bir şey.
Bir şeyler uydur, sakın içeri alma.
Bir nebze uydur lütfen!
Adımını uydur yoksa takılıp arabanın altına gireriz. Pekala.
Farketmez. Uydur bir şeyler.
Bir hikaye uydur ve kurtul ondan. Hey, Şerif!
Bir bahane uydur, dışarı çık
Hadi ama, uydur birşeyler.- Nesin madem?
Hadi ama, uydur birşeyler.- Nesin madem?
Ve bir mazeret uydur… Kangı başka bir ameliyata ver.
Bunu cari duruma uydur.
Bir daha ki sefere zaten uydurulmamış bir kelime uydur!
Uzak Ekranı Pencere Boyutuna Uydur.