UZATAN in English translation

extended
uzatın
genişletin
uzanan
kapsıyor mu
uzun
geniş
lengthens
uzadığında
uzat
prolongs
uzatmaya
uzatıyoruz
stretched
streç
gergin
esnek
esnet
gerin
uzat
uzatın
uzan
biraz
growing
büyür
büyüyen
büyüyüp
yetişir
yetişen
yetişiyor
büyütmek
gittikçe
büyümesini
yetiştiği
passed
geçmek
pas
geçer
geçen
geçiyor
geçmiş
uzat
geçidi
uzatır mısın
geçiş
to reach
ulaşmaya
ulaşan
erişmeye
varmak için

Examples of using Uzatan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
sana ameliyat aletlerini uzatan kişi.
the one handing you the surgical instruments.
İşlerim kötü giderken bu Allahsız şehirde bir dost eli uzatan tek kişi Hedda idi.
Hedda is the only person in this Christless town to extend a hand in friendship, to show some human decency.
Söylerdim, ama bir sorunum var… suratıma kılıç uzatan kişilere bir şey… anlatamıyorum.
I could tell ya. But, you see, I got this thing where it's hard for me to be straight with people pointing swords at me.
Arnavutlukun Sali Berişa liderliğindeki yeni hükümeti, Katrina Kasırgası sonrasında ABDye yardım eli uzatan dünya ülkeleri listesine katıldı.
Albania's new government, led by Sali Berisha, has joined the list of nations around the world that have offered assistance to the United States in the wake of Hurricane Katrina.
Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır.
It is He who stretched the earth and placed upon it stabilisers
AK, AB iç enerji pazarını bölge ülkelerine uzatan Enerji Toplumu Anlaşması ve Avrupa Ortak Havacılık Alanı Anlaşması kapsamındaki faaliyetlere yardım sağlamaya da devam edecek.
The EC will also continue providing assistance for activities under the Energy Community Treaty-- which extends the EU internal energy market to countries of the region-- and the Agreement on a European Common Aviation Area.
Geçmişte, Lemuriformesler yani lamurların ataları Madagaskara ulaştıklarında bu hayvanların orta parmaklarını diğerlerine nazaran biraz daha uzatan bir mutasyon geçirmeleri lazım.
What must have happened is way back, when the ancestors of the lemurs- the Lemuriformes- arrived in Madagascar, there must have been a mutation that lengthened the middle finger ever so slightly of one of those lemurs.
botoks amelyatlarına aynı bizim ayakları bağlamaveya boyun uzatan bronz halkalara baktığımız gibi dehşetle bakacaklar!
buttocks with the same horror that we regard the binding of feet or the use of bronze coils to extend the neck!
görev süresini altı ay daha uzatan bir kararı onaylayarak, bölünmüş adadaki her iki toplumu
adopted a resolution extending the mandate of the Union's peace keeping mission in Cyprus(UNFICYP)
Şimdi mumu uzatın ve dediklerimi tekrar edin.
Now, hand over the candle, and repeat after me.
Tuzu uzatır mısın?
Can I have the salt?
Bu şekilde yaşaması uzadıkça, geri dönüşü zorlaşacak.
The longer he lives like this, the harder it will be to go back.
Kesinlikle ve çok uzatılmış figürler bu stilin başka bir karakteristiğidir.
Exactly, and the very, very elongated figures are another characteristic of the style.
Sadece öldükten sonra uzamaya başladıklarını söylemedim ki!
I didn't say they only started to grow after death!
Şekeri uzatır mısın Beyoncé?
Can I have some sugar, Beyoncé?
Burnu uzadıkça uzuyor, ta ki gerçekten uzun olana kadar.
Alesia… his nose keeps growing and growing… until it's really long.
Cüzdanı uzatın ve kimse incinmiyor.
Hand over the wallet, and nobody gets hurt.
Sensizliğim uzadıkça rüyalarım daha da canlı hale geliyor.
And the longer I'm without you the more vivid my dreams become.
Sosu uzatır mısın?
Can I have the gravy?
Azılı suçluların uzatılmış incelemeleri, bu tarz işler.
Prolonged investigations of violent offenders, that kinda stuff.
Results: 42, Time: 0.056

Top dictionary queries

Turkish - English