Examples of using Vakitte in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bu gün onun doğum günü ve geç vakitte bir parti vereceğiz.
Tam da Kutsal Kardinaller Kurulunun yeni üyelerini duyuracağımız vakitte.
Broadwayde ayak sesleri bu vakitte duyulur.
Anlaştığımız gibi, gece geç vakitte döndüm.
Tam da sizi şaşırtacak vakitte.
Robin, zamanımız dolmak üzere, kalan vakitte neler yaptığınızı anlat.
Hani fark etmediyseniz ben o vakitte dalgındım.
Hani fark etmediyseniz ben o vakitte dalgındım.
Bir şey yapmalılardı, hem de tez vakitte.
Evet, Ben… Genelde o vakitte uyuyor oluyorum.
Göreceksin, eski hayatımıza tez vakitte geri döneceğiz.
Göreceksin, eski hayatımıza tez vakitte geri döneceğiz.
Sadece para değil. vakitte olmalı.
Ve tıraş ederim kıllandığı vakitte.
Olay saatinde babasıyla birlikte geç vakitte film izledikleri ifadesini veriyor.
Ben sadece işten o vakitte çıkabiliyorum.
Senin ameliyatının olacağı vakitte müsait olmayacağım.
Belirlenmiş vakitte aramayı reddedersen dört aracın hepsi aktif hâle geçer
Gece geç vakitte, o basamaklara oturmuş,
Hamile olduğu tüm kahrolası vakitte de parmaklarının arasına enjekte eden de ben miydim?