YERINDE in English translation

would
eder
olacağını
ister
edeceğini
daha
acaba
yerinde
böyle
olmaz
olurdu
in place
yerinde
yerine
yerde
yerleştirildi
burada
orada
yürürlükte
yer
mekanda
yerinin
there
orada
var
burada
i̇şte
şurada
yanında
var mı
içinde
yok
in
içinde
içeri
içine
yılında
var
girdi
oraya
durumda
ortaya
verin
all
tüm
bütün
tek
her
iyi
tamamen
onca
herşey
bunca
on-site
yerinde
şantiyede
bölgede
orada
olay yeri
alanda
var
anywhere
herhangi
her yerinde
herhangi bir yerinde
yok
bir yere
yere
heryerde
yer
biryere
her yer
at the scene
olay yerinde
olay yerine
olay mahallinde
olay yerindeki
sahnede
manzaraya
intact
sağlam
yerinde
sapasağlam
bozulmamış
el değmemiş
eksiksiz
zarar görmemiş
position
pozisyon
mevki
durum
görev
mevzi
konumu
konumunu
yerini
tutumunu
onsite
is

Examples of using Yerinde in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Binbaşı Ram, yerinde bekle iki dakika içinde destek vereceksin.
Maj. Ram, hold position for two minutes! Back up is arriving.
Olay yerinde o kadar çok kan bulmadık.
We didn't find anywhere near that amount of blood at the scene.
Bayan Myoungun kaza yerinde olduğu anlamına mı geliyor?
Does it mean that Ms. Myoung was at the scene of the accident?
Olay yeri fotoğraflarında bir şey gördüm, yerinde kontrol etmek istiyorum.
I saw some things in the crime-scene photos I would like to check out on-site.
Ve bu muhtesem, gerçek dışı orta yerinde Maria vardı.
Was Maria. And in the middle of all this fantastic unreality.
Şehrin hiçbir yerinde doğumuna dair bir belge yok.
There's no record of his birth anywhere in the county.
Yazılımın, yerinde yüklenmesi gerekiyor. Yani?
Meaning what? The malware had to be uploaded onsite.
Bir kaza yerinde birini kurtarmaya çalışırken öldü.
She died trying to save someone at the scene of an accident.
Gonun yerinde olsan maçtan çekilir miydin?
If you were in Gon's position, would you surrender?
Kilit yerinde hanımefendi.
Lock's intact, ma'am.
Yerde bir birimimiz var, ve yerinde değerlendirme yapıyoruz.
We have a unit on the ground, and we're making an on-site assessment.
Ve bu muhteşem, gerçek dışı ortamın orta yerinde Maria vardı.
Was Maria. And in the middle of all this fantastic unreality.
Numunenin hiçbir yerinde araştırılabilir bir koku molekülü yok muydu yani?
There were no detectable scent molecules anywhere on the sample?
Yerinde, gerçekten mi?
Onsite, really?
Neden bazı parçalar yerinde ve diğerleri tamamen parçalara ayrılmış?
Why are some parts intact and other parts are totally taken apart?
Alonzonun yerinde olsam bu, benim de canımı fazlasıyla sıkardı.
And if I ever found myself in Alonzo's position.
Dinleyin. Bu sistem yerinde tamir edilmeli.
Listen up, people. This system has to be fixed on-site.
Gezegenin herhangi bir yerinde, kozmik radyasyonda bir dalgalanma olursa,… anında öğreneceksiniz.
If there's a surge in cosmic radiation anywhere, you will know.
Katili cinayet yerinde gördüğünü söyleyebilir.
She could say she saw the killer at the scene of the murder.
Bir şekilde yerinde gerçekleşiyor. Ne?
What? It's happening onsite somehow?
Results: 4192, Time: 0.0821

Top dictionary queries

Turkish - English