Examples of using Yerken in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Suzie de yerken hep ağzına köpük bulaştırır.
Danny sandviçini yerken, o da Dannynin yüzünün içinden dik dik bakıyor.
Baba, Elenayı yerken hiçbiriniz parmağınızı oynatmadınız!
Sen yumurta salatalı sandviçini yerken Godzilla hemen yanında oturur.
Yerken söyle bana.
Saçma onu yerken gördün ama onları yememeliyiz. .
Yerken çalışmayı tercih ediyorum.
Albay ONeill tatlı yerken hepimiz kantine doğru çekildik.
Yerken ses olmamalı.
Böylece biz ekmeği yerken, aynı zamanda İsanın vücudunu da yiyoruz. .
İnsanlar yerken olmaz.
Bir çubuktakileri yerken de… bir yandan öteki çubuğu süzüyor.
Cidden sen kendin çekirge yerken domuz yagiyla mi benim gözümü korkutacaksin?
Pizzanı yerken mi?
Kal ve yerken beni izle.
Bir şey yerken veya uyurken ya da elbisemi değiştirirken bile kendime soruyorum.
Ben günde sadece üç badem yerken sen yağlarını mı aldırıyordun?
İnsanlar birbirini canlı canlı yerken nasıl yemek düşünebiliyorsun?
Yerken, kağıtları kontrol ederim.
Tavuk yerken olmaz.