A BONE in Turkish translation

[ə bəʊn]
[ə bəʊn]
kemik
bone
bony
kılçık
bone
fishbone
kemiği
bone
bony
kemiğe
bone
bony
kemiğin
bone
bony

Examples of using A bone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Do you have a bone?
Kemiğiniz var mı?
I'm dry as a bone, man.
Kemikten adam gibiyim.
There's a bone cyst on this femur.
Uyluk kemiğinde kist var.
If I had to choose a bone to break, I would choose a clavicle.
Kırılacak kemiğimi seçebilseydim köprücük kemiği olurdu.
Ever hear the story of the little dog who had a bone in his mouth?
Ağzında kemikle köprüden geçen köpek hikayesini duydun mu?
Then she saw the timely arrival of a bone china gift.
Tam o sırada kemikten porselen hediyesini görmüş.
We also did a bone section.- Foetus?
Cenin?- Kemikten de örnek aldık?
It's not like you ask a bone for permission.
Kemikten izin istemek gibi değil.
We also did a bone section.- Foetus?
Kemikten de örnek aldık.- Cenin?
Like I broke a bone, or some shit.
Sanki kemiğimi falan kırdım.
What is this? A human wrist with a bone?
Nedir bu? Kemikli bir insan bileği mi?
It's kinda like a dog with a bone.
Kemiğini taşıyan köpek gibi.
You broke a bone in his neck, Ms. Raddick.
Bir boyun kemiğini kırmışsınız, Bayan Radick.
I might break a bone, but I can never break a promise.
Kemiğim kırılabilir… ama sözümü asla bozamam.
But I can never break a promise. I might break a bone.
Kemiğim kırılabilir… ama sözümü asla bozamam.
An experiment to see if you can transplant a bone from one man into another.
Bir adamın kemiğini diğer bir adama nakledebiliyorlar mı görmek için bir deney yaptılar.
Putting a bone through my face?
Ya da yüzüme kemikler takmaktan?
Got a bone here from a small mosasaur.
Burada küçük bir mozazor kemiğimiz var.
A bone handle!
Sapı kemikten.
A bone in the tuna.
Ton balığının kılçıkları.
Results: 869, Time: 0.0381

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish