BROKEN BONE in Turkish translation

['brəʊkən bəʊn]
['brəʊkən bəʊn]
kırılan kemik
broken bone
bone-crushing

Examples of using Broken bone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's not my first broken bone.
İlk defa kemiğim kırılmıyor.
not a single broken bone?
nasıl tek bir kemiği kırık olmaz?
And not a single broken bone? He was under all that rock?
O kadar kayanın altındaydı, nasıl tek bir kemiği kırık olmaz?
Broken bone when he got on that plane. Our friend Julio didn't have a single.
Dostumuz Julio uçağa bindiğinde tek bir kemiği kırık değildi.
For each piece broken, a broken bone.
Kırılan her parça için bir kemiğinizi kırarım.
You have damage to your facial nerve and a broken bone behind your ear.
Yüz sinirlerin hasar görmüş ve kulağının arkasında kırık bir kemik var.
I will see you. The nose is the most commonly broken bone… in boys between the ages of 13 and 25.
Yaş arası erkeklerde… en çok kırılan kemik burun kemiğidir. Görüşürüz.
Which is remarkable considering the intensity of the fire. Not a broken bone or damaged organ.
Kırık kemik ya da hasarlı organ yok… alevlerin şiddeti düşünülürse harika bir şey.
Not a broken bone or damaged organ, which is remarkable considering the intensity of the fire.
Kırık kemik ya da hasarlı organ yok… alevlerin şiddeti düşünülürse harika bir şey.
Is knowing how to set a broken bone or how to treat a severe burn ridiculous?
Kırık bir kemiği sarmayı veya ciddi bir yanığı tedavi etmeyi bilmek saçmalık mı?
Don't tell me that hurts less than a broken bone, that an ingrown life is something surgeons can cut away,
Bana kırık bir kemikten daha az acıttığını söylemeyin, ilk gençlik zamanlarımızı cerrahların kesip atabileceğini söylemeyin,
I'm going to make Slotter pay for every man left dead in that mine. I'm a fool. for every broken bone.
Aptallık ettim. Slottera o madende ölen her insanın… ve her kırık kemiğin bedelini ödeteceğim.
with them was painful. after he suffered a broken bone.
Gabrielın kemikleri kırıldıktan sonra davalıyla geçirdiği.
After he suffered a broken bone, Practically, every minute of Gabriel's time with the defendant, each… day that he was living with them was painful.
Her bir dakika… onlarla yaşadığı her bir gün acı içinde geçiyordu. Gabrielın kemikleri kırıldıktan sonra davalıyla geçirdiği.
A broken bone in her pelvis.
Pelvisinde bir kemik kırılmış olabilir.
I have a broken bone! Ouch!
Kemiğim kırıldı! Ah!
That is your first broken bone.
Bu senin ilk kırık kemiğin.
Is this your first broken bone?
İlk kırık kemiğiniz mi bu?
Which is more serious than a broken bone.
Bu da kemik kırılmasından daha ciddi.
No deformity. Puncture from the broken bone.
Kırık kemikten kaynaklanan bir deformasyon yok.
Results: 1959, Time: 0.0426

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish