EVERY BONE in Turkish translation

['evri bəʊn]
['evri bəʊn]
her kemik
every bone
her kemiği
every bone
tüm kemikleri
all the bone
tüm kemikler
all the bone
bütün kemiklerini
bütün kemikler
her kemiğini
every bone
tüm kemiklerini
all the bone
tüm kemiklerin
all the bone

Examples of using Every bone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You kiss me, I will break every bone in your body.
Beni öpersen bütün kemiklerini kırarım senin.
Every bone except one.
Tüm kemikler ama bir tanesi hariç.
Every bone in your body. These hands that are gonna break.
Vücudundaki tüm kemikleri kıracak bu ellerdeydi.
Or she has her bodyguard shatter every bone in your body.
Ya da fedaileri vücudundaki her kemiği kırar.
I will break every bone in your body!
Tüm kemiklerini tek tek kıracağım!
Every bone in my body tried to slow me.
Vücudumdaki her kemik beni yavaşlatmaya çalıştı.
Zackaroni, almost every bone in her body was broken.
Vücudundaki bütün kemikler kırık neredeyse.
Kiss me, i will break every bone in your body.
Beni öpersen bütün kemiklerini kırarım senin.
Derek fell off the roller coaster and broke every bone in his body.
Her kemiğini kırdı. -Derek patenle kayarken düştü, ve.
Though another move like that and you're likely to break every bone in your arms.
Bu şekilde bir hamle daha yaparsan kolunda tüm kemikler kırılır.
Every bone in his body broken.
Vücudundaki tüm kemikleri kırarım.
When we stop, I wanna break every bone in your body.
Durduğumuz da, vücudundaki her kemiği kırmak istiyorum.
Every bone in his body is broken.
Vücudundaki her kemik kırılmış.
Looks like our vic fractured every bone in his body.
Kurbanımızın vücudundaki bütün kemikler kırılmış gibi gözüküyor.
We ran a CT post-surgery, probably broke every bone in his body.
Tomografi sonucuna göre vücudundaki tüm kemiklerin kırık olması muhtemel.
Her boyfriend would break every bone in your body.
Erkek arkadaşı senin her kemiğini kırardı.
I will break every bone in your body.
olduğunu bana söyle, yoksa bütün kemiklerini kırarım.
It lands face up, it will just break every bone in your body.
Tura gelirse, vücudundaki tüm kemikler kırılır sadece.
You know, the race car driver who broke every bone in his body.
Vücudundaki tüm kemikleri kırılan ralli sürücüsü yani.
Every bone in her body are shattered.
Vücudundaki bütün kemikler kırılmış.
Results: 228, Time: 0.0436

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish