HAVE BROKEN in Turkish translation

[hæv 'brəʊkən]
[hæv 'brəʊkən]
kırmış
break
to hurt
to offend
smash
crack
bust
hacking
to snap
bozmuş
break
to spoil
to ruin
to disrupt
disturbing
to corrupt
to distort
to screw up
to violate
kırılmış
broken
fractured
busted
is cracked
çiğnemiş
break
chew
to trample
violating
a chaw
masticating
kırıldı
broke
kırık
fracture
break
busted
cracked
shattered
ihlal
violation
broken
violated
breach
been compromised
zorla
force
forcibly
push
break
make
forcefully
drag
forcible
coerced
ayırdılar
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide
yıktınız
to destroy
to tear down
break
to demolish
to bring down
to pin
to frame
to knock down
subvert
overthrowing
have broken

Examples of using Have broken in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Who have broken the Koran into fragments.
Onlar ki Kuranı parçalara ayırdılar.
You may have broken something.
Bir tarafın kırılmış olabilir.
This is the fifth time you have broken your curfew.
Sokağa çıkma yasağını beşinci kez ihlal ediyorsun.
Ah! If it had been, it would have broken my head!
Böyle olsaydı, bu başımı kırık olurdu! Ah!
Excuse me. might have broken her arm.
Pardon? Sanırım nişanlımın kolu kırıldı.
You could have broken something.
Bir yerin kırılmış olabilir.
Secrecy is the most important rule of the ninja, and you have broken it.
Gizlilik en önemli kural ninja için ve siz onu yıktınız.
Sir, he's out cold. Someone must have broken in.
Efendim, Dışardan birisi zorla içeri girmiş olmalı.
I have broken more rules than followed!
Kuralları uyguladığımdan daha çok ihlal ettim!
Who have broken the Koran into parts.
Onlar ki Kuranı parçalara ayırdılar.
Might have broken her arm.- Excuse me.
Pardon? Sanırım nişanlımın kolu kırıldı.
Must have broken its neck flying into the window.
Cama çarpınca boynu kırılmış olmalı.
Jesus! Do, do you know how many rules you have broken?
Tanrım! Ne kadar çok kuralı ihlal ettiğinin farkında mısın?
Trouble-time The glasses have broken.
Sorun… Gözlük kırıldı.
He may have broken a rib.
Kaburgalarından biri kırılmış olabilir.
You have broken the bloody agreement.
Lanet olası anlaşmayı ihlal ettin.
Have Broken My Heart So Many Times.
Kalbim çok defa kırıldı.
All of his victims have broken phalanges.
Bütün kurbanlarının parmak kemikleri kırılmış.
Don't move. You may have broken something.
Hareket etme. Bir tarafın kırılmış olabilir.
Abby, you may have broken your nose. No, Tylenol.
Tylenol. Hayır. -Burnun kırılmış olabilir Abby.
Results: 208, Time: 0.083

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish