A CANDIDATE in Turkish translation

[ə 'kændidət]
[ə 'kændidət]
aday
candidate
nomination
nominee
applicant
cadet
probationary
contender
candidacy
pledge
trainee
adayı
island
insular
guy
adaya
island
insular
guy
adayın
candidate
nomination
nominee
applicant
cadet
probationary
contender
candidacy
pledge
trainee
adaylardan
candidate
nomination
nominee
applicant
cadet
probationary
contender
candidacy
pledge
trainee
adaylarından
candidate
nomination
nominee
applicant
cadet
probationary
contender
candidacy
pledge
trainee

Examples of using A candidate in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The document sets the most rigorous conditions a candidate has ever faced.
Belgede bir adayın karşılaştığı en çetin şartlar yer alıyor.
I think you can find a few minutes for a candidate of this caliber.
Bu denli yetenekli bir adaya birkaç dakikanı ayırabilirsin bence.
Since my son isn't actually a candidate for the trial.
Oğlum deney için adaylardan biri olmadığı için.
I'm here to enter the election as a candidate for the Office of First Minister.
Başbakanlık seçimine aday olmak için buraya geldim.
A candidate visits all 99 counties in Iowa in a campaign cycle.
Bir adayın Iowadaki bütün 99 ilini de ziyaret etmesi demektir.
Means she's a candidate for atherosclerosis.
Bu onun da atereskleroz adayı olduğu anlamına gelir.
I don't think I'm qualified as a candidate.
Aday olacak kadar kaliteli olduğumu sanmıyorum.
This is the ultimate in a pure loan a candidate unemployed.
Bu işsiz bir aday için saf kredinin son noktasıdır.
Yes, but I also seem to recall a candidate at the last debate who said.
Evet ama bir adayın son münazarada şöyle dediğini hatırlıyorum.
We need a candidate.
Bir adaya ihtiyacimiz var.
One misattributed quote from a candidate and you put a fascist in the White House.
Bir adaydan yanlış atfedilmiş bir alıntı ve bir faşisti Beyaz Saraya korsun.
I got a right to support a candidate without being harassed!
Rahatsız edilmeden bir adayı desteklemeye hakkım var!
I might have a candidate.
Bir adayım var sanırım.
As a result, we won't be able to vote on a candidate.
Sonuç olarak aday için oylama yapılmayacaktır.
A candidate must a person.
Aday olacak kişinin.
Cost five million dollars to train a candidate.
Bir adayı eğitmek 5 milyon dolar tutuyor.
We have a candidate.
Bir adayımız var.
But I can't imagine Sergeant Dunne rejecting a candidate without cause.
Ama Çavuş Dunneun bir adayı sebepsiz yere reddedeceğini düşünemiyorum.
A candidate for the leadership post must obtain 100 signatures from party delegates to be nominated.
Liderlik adayının aday olabilmesi için parti delegelerinden 100 imza toplaması gerekiyor.
That's what voters want most in a candidate.
Bir adayda seçmenlerin en çok istediği şey.
Results: 459, Time: 0.044

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish