A FLASH in Turkish translation

[ə flæʃ]
[ə flæʃ]
parlaması
to shine
's sunlighting
çakması
fake
knockoff
bottle
knock-off
phony
rip-off
banging
are bobos
bir şimşek
lightning
a thunderbolt
a flash
thunder
bir parıltı
flash
gleam
a glow
a sparkle
a glimmer
a twinkle
a light
a shine
glint
bir parlama
parladığını
to shine
's sunlighting
flaşa

Examples of using A flash in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But it has a flash.
Ama flaşı var.
I saw a flash of light in the bushes. Out of the corner of my eye.
Çalılarda bir ışığın parladığını gördüm. Göz ucuyla.
Here's a flash, okay? Shelly, honey?
Shelly, canım. İşte flaş, tamam mı?
You don't need a flash. It's daylight.
Flaşa gerek yok. Zaten gündüz.
Needs a flash.
Flaşı açmam gerek.
I saw a flash of light in the bushes. Out of the corner of my eye.
Göz ucuyla… çalılarda bir ışığın parladığını gördüm.
She deaddropped somewhere. Maybe to the darknet, maybe to a flash drive.
Belki darknete, belki bir zulaya sakladığı flaş diske.
It's daylight. You don't need a flash.
Flaşa gerek yok. Zaten gündüz.
I saw a flash of light in the bushes. Out of the corner of my eye.
Göz ucuyla… çalılıklarda bir ışığın parladığını gördüm.
And as they do, they create a flash of x-ray light.
Ve yaptıkları gibi, bir x-ışını ışığı flaşı yaratırlar.
Maybe to the darknet, maybe to a flash drive she dead-dropped somewhere.
Belki darknete, belki bir zulaya sakladığı flaş diske.
The flash is ready. You don't need a flash.
Flaş ayarlı.- Flaşa gerek yok.
Out of the corner of my eye… I saw a flash of light in the bushes.
Göz ucuyla… çalılıklarda bir ışığın parladığını gördüm.
Out of the corner of my eye… I saw a flash of light in the bushes.
Göz ucuyla… çalılarda bir ışığın parladığını gördüm.
Did you see a flash?
Bir parlama gördün mü?
She saw a flash of white.
Flaşın beyazını gördü.
You got a flash, all you do is press a button.
Flaşın vardır, tek yapman gereken düğmeye basmaktır falan.
This is real footage of them moving towards a flash of light.
Bu onların ışık parlamasına doğru hareketlerinin çekimi.
We already have a Flash.
Bizim zaten bir Flashımız var.
We don't have a Flash anymore.
Artık bir Flashımız yok.
Results: 278, Time: 0.0507

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish