A LOCKER in Turkish translation

[ə 'lɒkər]
[ə 'lɒkər]
bir dolap
closet
a locker
cabinet
a cupboard
scheme
's a scam
wardrobe
fridge
a freezer
a dresser
soyunma
strip
undress
to get naked
nudity
bir dolaba
closet
a locker
cabinet
a cupboard
scheme
's a scam
wardrobe
fridge
a freezer
a dresser
bir dolapta
closet
a locker
cabinet
a cupboard
scheme
's a scam
wardrobe
fridge
a freezer
a dresser
bir dolabı
closet
a locker
cabinet
a cupboard
scheme
's a scam
wardrobe
fridge
a freezer
a dresser

Examples of using A locker in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They could rent a locker, they could put it in storage.
Bir dolap kiralayıp, bir depoya koyabilirlerdi.
We should get a locker for all this stuff.
Tüm bunlar için bir dolap bulmalıyız.
Very well-hidden-- extremely well-hidden. cause i found a locker key at noah's house.
Çünkü, Noahın evinde çok iyi saklanmış… bir dolap anahtarı buldum.
There's a locker there with her favorite clothes and books.
Sevdiği kıyafetlerinin ve kitaplarının olduğu bir dolap var.
Raf, find yourself a locker.
Raf, kendine bir dolap bulsana.
I love that I have a locker now.
Artık bir dolabım olmasına bayılıyorum.
A key to a locker.
Bir dolabın anahtarı.
Are you saying I have had a locker here for two and a half years?
Yıldır burada bir dolabım vardı mı diyorsun yani?
This is also the key to a locker that holds $10 million.
Ayrıca bu, 10 milyon dolar barındıran bir dolabın anahtarı.
And here's a key… to a locker at the Point Edward bus station.
Bu da Edward Noktasındaki otobüs durağında bir dolabın anahtarı.
Daphne had gotten the money out of a locker at the YWCA.
Daphne, parayı kadın Derneğinde bir dolaptan aldı.
Do you have a locker, some place it will be safe?
Kasa falan var mı? Güvenli bir yer?
Nuno needs a locker and overalls.
Nunonun dolaba ve iş tulumuna ihtiyacı var.
Did you give him a locker key?
Ona dolap anahtarı verdin mi?
Erin, there's a locker room on your level.
Erin, orada bir soyunma odası var.
I can't believe you get a locker and I don't.
Senin dolabın var ve benim yok, işte buna inanamıyorum.
Give him a locker key.
Ona dolap anahtarı ver.
What's the point in having a locker If someone else has a key?
Başkasında anahtar varsa kasası olmanın ne mantığı var ki?
No need to put him jail like keeping trash in a locker.
Hapse atmaya gerek yok dolabın içinde çöp saklamak gibi olur.
He claims he helped our man make change to buy a locker.
Kilitli bir dolap almak için parasını bozdurmasına yardım ettiğini iddia ediyor.
Results: 182, Time: 0.0423

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish