A SCRAP in Turkish translation

[ə skræp]
[ə skræp]
parçası
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
bir hurda
junk
scrap
's a wreck
piece of crap
kırıntısı
crumb
scraps
breadcrumbs
bit
kavga
fight
brawl
quarrel
argument
feud
row
strife
altercation
parçasında
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice

Examples of using A scrap in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
All we have ever done is starve and beg for a scrap!
Tek yaptığımız açlıktan ölmek ve artıklarınız için yalvarmak!
Sharon's gonna be babysitting a scrap of meat.
Sharon işte böyle bir mumyaya bakıcılık etmek zorunda kalacak.
You never even found a scrap of tissue from the girls under their fingernails or anything, did you?
Kızların tırnaklarının arasında doku parçası… bulmadınız, değil mi?
And then my dad would drive me on Saturdays to a scrap metal recycler where I got paid.
Sonra babam beni cumartesileri bir hurda metal geri dönüşümcüsüne götürürdü ve ben de paramı alırdım.
Lastly, she was clutching a scrap of fabric that seems to be from an identical scarf to the one you're wearing here.
Son olarak Elinde küçük bir kumaş parçası tutuyordu sanki bilinen bir atkıya aitti tıpkı sizin burada taktığınıza.
Could happen. And the ensuing feeding frenzy could turn this entire warship into a scrap heap.
Ve birbirini takip edecek bu beslenme çılgınlığı tüm savaş gemisini bir hurda yığını haline getirebilir.
will do me good. And therefore, Uncle, though it's never put a scrap of gold or silver in my pockets.
cebime tek bir altın ya da gümüş kırıntısı koymamış olsa dahi… bana hayrının dokunduğuna ve dokunacağına inanırım.
And therefore, Uncle, though it's never put a scrap of gold or silver in my pockets… I believe that it has done me good,
Bu nedenle dayı, cebime tek bir altın ya da gümüş kırıntısı koymamış olsa dahi bana hayrının dokunduğuna
According to statements from the other four EU van members, they all said they would been kept at a scrap yard.
Diğer EU minibüsü üyelerinin verdikleri ifadelere göre… hepsinin bir hurda bahçesinde tutulduklarını… söylediler.
All said they would been kept at a scrap yard. According to statements from the other four EU van members.
Diğer EU minibüsü üyelerinin verdikleri ifadelere göre… hepsinin bir hurda bahçesinde tutulduklarını… söylediler.
A scrap yard. all said they would been kept at According to statements from the other four EU van members.
Diğer EU minibüsü üyelerinin verdikleri ifadelere göre… hepsinin bir hurda bahçesinde tutulduklarını… söylediler.
A scrap yard. According to statements from the other four EU van members, all said they would been kept at.
Diğer EU minibüsü üyelerinin verdikleri ifadelere göre… hepsinin bir hurda bahçesinde tutulduklarını… söylediler.
All said they would been kept at According to statements from the other four EU van members, a scrap yard.
Diğer EU minibüsü üyelerinin verdikleri ifadelere göre… hepsinin bir hurda bahçesinde tutulduklarını… söylediler.
And the ensuing feeding frenzy Could turn this entire warship into a scrap heap.
Ve birbirini takip edecek bu beslenme çılgınlığı… tüm savaş gemisini bir hurda yığını haline getirebilir.
Though it has never put a scrap of gold or silver into my pocket I do believe that it has done me good.
O yüzden Dayı, cebime hiçbir zaman altın ya da gümüş parçaları koymasa da bana iyilik getirdiğine inanıyorum.
Not permitted to use a scrap of paper without it becoming an issue to be settled behind closed doors.
Kapalı kapılar ardında karar verilen bir mesele olmadan hiçbir kağıt parçasının kullanımına izin verilmez.
I would sit that monkey on a pile of solemn volumes, and place in her hand a scrap of paper as if it were a poem she would just written.
O maymunla bir yığının üzerine oturur sanki üzerine yeni yazılmış bir şiir varmış gibi bir kağıt parçasını eline verirdim.
I believe that Christmas has done me good and will do me good… And though it's never put a scrap of gold or silver in my pocket.
Cebime asla bir parça altın yada gümüş koymasa da… Noel beni iyi biri yaptı ve yapacak da.
That's a ridiculous price for a scrap of leather pastry and a bit of cat meat.
Kayış gibi bir parça börek ve kedi eti için saçma bir fiyat.
A scrap of land on a property line, long fought over by two families… his family and ours.
Mülkiyet sınırındaki toprağın bir parçası için, iki aile savaş halinde… Onun ailesi ve bizimkiler.
Results: 61, Time: 0.0565

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish