A SPARK in Turkish translation

[ə spɑːk]
[ə spɑːk]
bir kıvılcıma
spark
bir kıvılcımı
spark

Examples of using A spark in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Reason? Maybe a spark from the engine ignited the fuel tank?
Sebebi? Motorda kıvılcım çıktıysa benzin deposunu tutuşturmuştur?
Must have been a spark.
Patlama bir kıvılcımdan dolayı olmalı.
Must' have been a spark. How' would you do it?
Patlama bir kıvılcımdan dolayı olmalı. Nasıl yaptın?
Giving out a spark.
Heyecan veriyor.
Into the lifeless thing that lay at my feet. that I might infuse a spark of being.
Varlık kıvılcımını besleyebileceğimi ayaklarımda yatan cansız şeyin içine.
That I might infuse a spark of being into the lifeless thing that lay at my feet.
Varlık kıvılcımını besleyebileceğimi ayaklarımda yatan cansız şeyin içine.
I see a spark in you, and I'm willing to take the risk.
İçinde bu kıvılcımı görüyorum ve bu riski almak istiyorum.
I thought was long extinguished. There was a sparka spark inside her heart.
Kalbindeki kıvılcımın… Kıvılcımı gördüm. çoktan tükendiğini sanmıştım.
A terrible practicality in pigs. There is a spark of intelligence.
Domuzlarda bir zeka kıvılcımı, korkunç bir uygulama eğilimi vardır.
You set off a spark, and the whole building blows.
Kıvılcım çıkarırsanız bütün bina patlar.
I saw a spark between them.
Aralarında bir kıvılcım olduğunu gördüm.
We need a spark.
Kıvılcıma ihtiyacımız var.
A spark the rains extinguish….
Yağmurlar kıvılcımı söndürdü.
Which electrically grounds the ship, causing a spark in the metal hull.
Bu elektriksel olarak gemiyi topraklayacak… metal gövdede kıvılcıma neden olacak.
Not a single thought, not a spark of an idea.
Tek bir düşünce, tek bir fikir kıvıIcımı yok.
Only after I looked into his eyes, and saw a spark. As you always spoke of.
Her zaman dediğin gibi gözlerine bakıp ışığı gördükten sonra aldım.
Yeah, and metal dragging over the rocks- could have caused a spark.
Evet, taşa çarpan metal de kıvılcımı oluşturmuş olabilir.
It's just powder until a spark ignites it.
Barutu ateşleyecek olan kıvılcıma kadar.
I would say something like:"Alvina lights a spark.
Mesela şöyle bir şey derdim:'' Alvina kıvılcım saçıyor.
What if you met someone… and there's a spark?
Fakat tanıştığın biriyle Aranda bir elektriklenme olursa?
Results: 275, Time: 0.04

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish