A SPRING in Turkish translation

[ə spriŋ]
[ə spriŋ]
bir bahar
spring
a sprig
springtime
bir kaynak
source
spring
fountain
's an asset
welding
reference
of origin
funding
bir pınar
a spring
a fountain
bir çeşme
fountain
spring
bir pınardır
a spring
a fountain
bir kaynağa
source
spring
fountain
's an asset
welding
reference
of origin
funding
bir kaynaktır
source
spring
fountain
's an asset
welding
reference
of origin
funding
tesnim

Examples of using A spring in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A spring from which the servants of God will drink, making it gush abundantly.
Allahın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.
There's a spring up here.
Şurada bir pınar var.
There's a spring on the floor. Under the carpet.
Halının altında. Yerde bir yay var.
A spring whereof drink those nearest to Allah.
Ki o,( Tanrıya) yakın olanların içtiği bir pınardır.
A spring, the nearest ones to God will drink from it.
Allaha yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.
He says there's a spring… over there across the wash.
Şurada, vadinin karşısında bir pınar var diyor.
There's a spring that's glowing at the bottom of the cave.
Mağaranın tabanında parlak bir kaynak var.
The gun is held in place by a spring until the muscle is flexed.
Silah, kas esneyene kadar bir yay ile yerinde tutulur.
A spring from which those near[to Allah] drink.
Ki o,( Tanrıya) yakın olanların içtiği bir pınardır.
A spring at which those drawn close to God will drink.
Allaha yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.
Therein shall be a spring running!
Orada( cennette) devamlı akan bir pınar.
Therein shall be a spring running!
Orada akan bir kaynak.
And a spring for his curly tail.
Kıvırcık kuyruğu yerine de bir yay.
A spring, the nearest ones to God will drink from it.
Ki o,( Tanrıya) yakın olanların içtiği bir pınardır.
Exposed to any water from a well or a spring?
Kuyu ya da bir kaynaktan suya maruz kaldı mı?
You said there was a spring up here.
Burada bir kaynağın olduğunu söyledin.
You're lucky to be travelling in a place where a spring is so handy.
Bu kadar kolay bulunan bir kaynağın olduğu bir yerde seyahat ettiğin için şanslısın.
How do you protect a spring?
Bir pınarı nasıl korursun?
As she had been constantly crying, she was changed into a spring.
Sürekli ağladığından ötürü, bir pınara dönüştürüldü.
Well. I mean. it's no field of flowers after a spring rain.
Tamam ilkbahar yağmurundan sonraki çiçek kokusu gibi değil ama.
Results: 301, Time: 0.0531

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish