ACCELERATE in Turkish translation

[ək'seləreit]
[ək'seləreit]
hızlan
speeding
faster
to quicken
hızlanıyor
speed
velocity
roller
fast
rate
pace
momentum
hızlandırmak
speeding
faster
to quicken
hızlandırın
speeding
faster
to quicken
hızlanma
speeding
faster
to quicken
ivmelendiriyor
acceleration
momentum
impetus

Examples of using Accelerate in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I gotta accelerate the timeline for his Mech program.
I onun Mech programı için zaman çizelgesi hızlandırmak lazım.
Power the dynamos! Accelerate the generators!
Havadaki elektrik yükünü korumalıyız! Jeneratörleri hızlandırın!
Accelerate like you did that day!
O gün yaptığın gibi hızlan!
Acceleration at 90%.- Accelerate.
Hızlan. Hızlanma yüzde doksan.
Accelerate. Accelerate.- Accelerate? Accelerate.- Yes.
Hızlandırmak.- Hızlandırmak? Hızlandırmak. Hızlandırmak.- Evet.
Then accelerate your plans.
O zaman planlarınızı hızlandırın.
Here you go! Now accelerate.
Gidiyorsun işte. Şimdi hızlan.
Accelerate? Accelerate. Accelerate.- Yes. Accelerate.
Hızlandırmak.- Hızlandırmak? Hızlandırmak. Hızlandırmak.- Evet.
Now accelerate. Here you go!
Gidiyorsun işte. Şimdi hızlan.
Accelerate. Accelerate. Accelerate.
Hızlandırmak. Hızlandırmak. Hızlandırmak.
Accelerate.- I have got something to tell you.
Sana bir şey söyleyeceğim. Biraz hızlan.
Acceleration at 90 percent. Accelerate.
Hızlanma yüzde doksan. Hızlan.
Acceleration at 90 percent. Accelerate.
Hızlanma% 90da. Hızlan.
Geronimo! Joe, Accelerate like you did that day!
Geronimo! O gün yaptığın gibi hızlan! Joe!
Acceleration at 90%.- Accelerate.
Hızlanma yüzde doksan. Hızlan.
Acceleration at 90%.- Accelerate.
Hızlanma% 90da. Hızlan.
Everything onboard experiences quite a jolt When we first accelerate.
İlk hızlandığımızda gemideki deneyimlerimiz bizi şaşkına çevirmişti.
Accelerate how?
Nasıl hızlandıracağız?
And never mind what happens if the Germans accelerate.
Almanlar hızlanırsa ne olacağını düşünmek bile istemiyorum.
Recreate the circumstances, accelerate the process a little, see what's gonna happen to Carys.
Durumu yeniden yaratıp, işlemi hızlandırarak Carys e ne olduğuna bakacağım.
Results: 128, Time: 0.1085

Top dictionary queries

English - Turkish