AGE in Turkish translation

[eidʒ]
[eidʒ]
yaş
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
age
eiji
yaşında
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
çağı
age
era
times
epoch
medieval
post-classical
outdated
çağ
age
era
times
epoch
medieval
post-classical
outdated
yaşındaki
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
yaşı
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
çağına
age
era
times
epoch
medieval
post-classical
outdated
çağında
age
era
times
epoch
medieval
post-classical
outdated
çağda
age
era
times
epoch
medieval
post-classical
outdated

Examples of using Age in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Even at that age, I knew it was a moment I had to remember.
O yaştayken bile bunun hatırlamam gereken bir an olduğunu biliyordum.
I don't see how my age is relevant to this discussion.
Bu konuyla benim yaşımın ne alakası var anlayamadım.
Here is a very special pain… Loosing someone at that age.
Bu yaştayken birini kaybetmenin acısı çok özeldir.
If the cop found out my age, it would have ruined everything.
Polis yaşımı öğrenseydi her şey mahvolurdu.
Mrs. Bradley doesn't have a clue what it was like to be our age.
Bayan Bradley bizim yaşımızda olmak nasıldır, hiç bilmiyor.
I put down my fake age, didn't I?
Sahte yaşımı yazmışım, değil mi?
But it's cool to talk to someone my own age who actually gets it.
Ama gerçekten kendi yaşımdan beni anlayan biriyle konuşmak güzel.
You're trying to get me to reveal my real age.
Benim gerçek yaşımı ortaya çıkarmaya çıkarıyorsun.
And there will be more kids my age that I can play with.
Benim yaşlarımda, oyun oynayabileceğim daha çok çocuk olacakmış.
I just don't understand how my age has anything to.
Sadece anlamıyorum yaşımın bununla ne ilgi.
I have had a very deep, personal connection to this role since the age of one.
Bu rol ile 1 yaşımdan beri derin bir bağlantım var.
Michael loved being Michael Jackson at that age.
Michael o yaştayken Michael Jackson olmayı seviyordu.
Hey. Welcome to the post 50 free from feminine bullshit age.
Hey. Kadın saçmalıklar çağından arınıp 50 yaşına hoş geldin.
Welcome to the post 50 free from feminine bullshit age. Hey.
Hey. Kadın saçmalıklar çağından arınıp 50 yaşına hoş geldin.
You tell me, someone her age as fragile as her?
Söyle bana, onun kadar yaşlı, onun kadar kırılgan biri, nereye gitmiş olabilir?
Let dying Mortimer here rest himself. Kind keepers of my weak decaying age.
Zayıf düşen yaşımın koruyucuları… Mortimerın tek başına ölmesine izin verin.
A viral Armageddon that will make the Ice Age look like autumn.
Buz çağını sonbahar gibi gösterecek bir virüs kıyameti.
Odd for a man your age, no? Not married, no children?
Çocuğunuz yok. Sizin yaşınızda birisi için tuhaf değil mi?
Had a very close relationship. My father and I, from a very early age.
Çok küçük yaştan itibaren babamla çok yakın bir ilişkim oldu.
Kind keepers of my weak decaying age, Let dying Mortimer here rest himself.
Zayıf, çürüyen yaşımın nazik muhafızları… bırakın da ölüm döşeğindeki Mortimer burada dinlensin.
Results: 11732, Time: 0.0601

Top dictionary queries

English - Turkish