AN ENVELOPE in Turkish translation

[æn 'envələʊp]
[æn 'envələʊp]
bir zarf
an envelope
's an adverb
bir mektup
a letter
mail
a note
pen
bir zarfa
an envelope
's an adverb
bir zarfı
an envelope
's an adverb
bir zarfın
an envelope
's an adverb

Examples of using An envelope in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
In that drawer, in an envelope. No, where is it?
Şu çekmecede, bir zarfın içinde. Söyle nerede?
We sent it in an envelope to Bernadette Jouve's address.
Bir zarfa koyup, Bernadette Jouvenin adresine yolladık.
In that drawer, in an envelope. No, where is it?
Şu çekmecede, bir zarfın içinde. Hayır, nerede?
Tom noticed an envelope on Mary's desk.
Tom Marynin masasındaki bir zarfı fark etti.
Any business you have with Forbes, you put it in an envelope.
Forbesla her ne işin varsa,… yazıp bir zarfa koy ve taksiciye ver.
A whole year's pay in an envelope.
Bir zarfın içinde bir yıllık maaş.
Yeah. I think I put an envelope like that on the other table.
Evet. Sanırım öyle bir zarfı diğer masanın üzenine koymuştum.
I had saved an envelope with enough strychnine in it to end my empty life.
Anlamsız hayatımı sonlandırmak için, bir zarfın içine bir miktar striknin saklamıştım.
I'm afraid all that you have are a few photos of an envelope.
Korkarım elinde olan tek şey bir zarfın birkaç fotoğrafı.
In that drawer, in an envelope. No, where is it?
Söyle nerede? Şu çekmecede, bir zarfın içinde?
Do you have an envelope,?
Bir zarfınız var mıydı?
I already have an envelope.
Benim zaten bir zarfım var.
Susan, I have an envelope.
Susan, bir zarfım var.
In fact… you know, I still have an envelope full of French francs.
Hâlâ Fransız frangıyla dolu bir zarfım var. Hatta.
Thank you. Do you have an envelope,?
Teşekkürler. Bir zarfınız var mıydı?
Thank you. Do you have an envelope.
Bir zarfınız var mıydı? Peki, teşekkürler.
All I saw was they gave Wasserman an envelope with the data device in it.
Tüm gördüğüm Wassermann verileri cihazla bir zarfta verdi.
It was a card or an envelope.
Bir kart veya bir zarftı.
An envelope at Hotel Capri.
Capri Otelindeki bir zarfta.
We left you an envelope in Capri.
Capri Otelindeki bir zarfta.
Results: 715, Time: 0.0376

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish