ARE FLAT in Turkish translation

[ɑːr flæt]
[ɑːr flæt]
düz
straight
flat
plain
smooth
ahead
yassı
flat
flattened
yavanlar
lame
bland
dry
insipid
flat
dull
uninspired
so
prosaic
pedestrian
patlak
flat
break out
burst
fraggin
erupted
at the outbreak
bulgy
dümdüz
straight
flat
level
flattened
just
ahead

Examples of using Are flat in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I don't drive to your backyard and talk about how all your heads are flat.
Ben sizin bahçenize gelip kafanızdaki tahtaların durumundan bahsetmiyorum.
Now Admiral Television sales are flat.
Şu an Admiral televizyonlarının satışları durgun.
And all the levels are flat.
Bütün kademeler sabit.
It's all over their memos.- Sales are flat.
Bütün yazışmalarda var. Satışlar sabit.
Sales are flat.
Satışlar sabit.
Now Admiral Television sales are flat.
Admiral televizyon satışları sabit.
the woodwinds are flat.
Üflemeli çalgı bemol.
Stock has stalled, revenues are flat.
Hisseler durdu, gelirler tatsız.
Look, normally, your adrenaline levels are flat.
Bak. Normalde adrenalin seviyesi sabittir.
Suzanne… you throw that tray, or anything on it, we dog-pilin' on you till you're flat.
Suzanne o tepsiyi ya da içindeki herhangi bir şeyi fırlatırsan seni dümdüz edene kadar üzerinde zıplarız.
I have been a Waikiki beach boy all my life, but when the waves are flat in the winter, I drive this baby.
Ömrüm Waikikili bir sahil çocuğu olarak geçti ama kışın dalgalar düzleşince bu bebeği kullanırım.
They have the large, sensitive eyes needed for seeking prey, but their bodies are flat. And their sides are highly silvered.
Avlarını aramak için ihtiyaçları olan büyük, hassas gözleri vardır ama bedenleri yassıdır ve kenarları yaldızlıdır.
Of course, the tires are flat, but that's probably because of the porcupine quills.
Tabi ki, lastikler, inik ama galiba kirpi dikenleriyle deldiği için.
Which was flat and two-dimensional.
Onun yaptığı bu düz ve iki boyutlu olayı.
What we're looking at is flat, riveted chain mail.
Baktığımız; düz perçinli, zincirden bir zırh.
Whatever hit him was flat and very hard.
Ona ne çarptıysa dümdüz ve çok sert bir şeymiş.
The world may be flat♪♪ But it's always changin'♪.
Dünya düz olabilir Ama sürekli değişiyor.
The rear tire of my bicycle is flat.
Bisikletimin arka tekerleği patlak.
EKG line is flat!
EKG çizgisi dümdüz!
The city is flat and ugly and the air is brown,
Şehir düz ve çirkin. Hava da kahverengi
Results: 43, Time: 0.0505

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish