ASKING IF in Turkish translation

['ɑːskiŋ if]
['ɑːskiŋ if]
sormaya
to ask
to inquire
question
soran
asking
quizzical
question
sordu
to ask
to inquire
question
sormak
to ask
to inquire
question
sorar
asks
says
questions

Examples of using Asking if in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
London station's already asking if he's contacting anybody in the UK.
Londradaki teşkilatlar şimdiden Britanyada bağlantısı var mı diye sormaya başladı.
That's like going to a funeral and asking if there's a tomb available.
Cenazeye gidip boş mezar yeri var mı diye sormak gibi bir şey bu.
She kept asking if something else was going on.
Sürekli bana başka bir şeyler mi var diye sorup durdu.
She called out of the blue, asking if we were still interested in having a child.
Damdan düşer gibi aradı ve hâlâ çocuk isteyip istemediğimizi sordu.
He actually ended up asking if we could be friends again.
An2} Aslında, tekrar arkadaş olabilir miyiz, diye sordu.
And her, running around sobbing, asking if we will pick out a tombstone.
Etrafta burnunu çekerek mezar taşını alıp alamayacağımızı soruyor.
I'm asking if you're okay?
İyi misin diye soracaktım,?
By what, asking if he has an aural fixation?
NasıI, işitsel saplantın var mı diye soracaksın?
Someone e-mailed asking if Green Point was on for today at 3:00.
Birisi, bugün 3te Green Point… devam mı diye sormak içim e-mail atmış.
About a month ago, he came to me asking if I knew any hit men.
Bir ay kadar önce bana kiralık katil tanıyor muyum diye sordu.
That's like asking if the sun is out on a hot, sunny afternoon.
Bu, tıpkı sıcak bir yaz günü öğleden sonrasında Güneşin doğup doğmadığını sormaya benzedi.
A friend of mine at the"Post" asking if we know anything about the"beltway unbuckled" thing yet.
The Posttan bir arkadaşım'' Politik uçkur'' hakkında bir şey biliyor muyuz diye soruyor.
Unfortunately, they're all followed up by a polite phone call asking if your father will be attending.
Ne yazık ki, sonrasını sadece babanız katılacak mı diye soran resmi telefon çağrıları takip etmiş.
Mother was asking… about Jane Fairfax, asking if there was any news from her… even though she said she knew it was not Jane's day for writing.
Annem, Jane Fairfaxdan haber var mı diye sordu. Bugün Janein mektup günü olmadığını bildiğini de ekledi.
And our ace reporter called me this morning, asking if we had added show-business murders to the list.
Ve bizim'' uzman'' muhabirimiz beni aradı bu sabah, listeye gösteri dünyası cinayetlerini mi eklediğimizi sordu.
they play the kazoo, and then asking if others also play the kazoo.
kazoo çaldıklarını söylemek ve başkalarının kazoo çalıp çalmadığını sormak.
No clue, but I have been getting emails all day from the mothers asking if we're still going to make it to the finals without you.
Bilmem. Ama annelerinden sürekli e-posta geliyor. Finallere sensiz gidebilir miyiz diye soruyorlar.
When you get used to your boyfriend's boss calling, Asking if he's drinking for breakfast.
Erkek arkadaşınızın patronu arayıp, kahvaltıda içki mi içti diye sormasında alıştıktan sonra.
In the early morning of 20 November Stavka telephoned Stalingrad Front commander Andrei Yeremenko asking if he would begin his portion of the offensive on schedule, at 08:00.
Stavka 20 Kasım sabahı erken saatlerde telefonla Stalingrad Cephesi Komutanı General Andrey Yeryomenkoyu aramış, kendi genel taarruzunu planlandığı gibi saat 08:00de başlatıp başlatmayacağını sormuştur.
some of the girls, and I started sniffing around, just casually asking if anyone had any funny stories about Constance.
Etrafı irdelemeye başladım. Kimsenin Constance hakkında komik bir hikâyesi var mı diye öylesine sordum.
Results: 70, Time: 0.0681

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish