BATONS in Turkish translation

['bætənz]
['bætənz]
cop
baton
nightstick
truncheon
night stick
billy
club
without stick
a cudgel
batonlar
sopalarla
stick
bat
club
baton
rod
cane
staff
flog
bludgeon
putter
coplar
bastonunu
cane
stick
walking stick
baton
copları
baton
nightstick
truncheon
night stick
billy
club
without stick
a cudgel
coplarıyla
baton
nightstick
truncheon
night stick
billy
club
without stick
a cudgel
çubuk
stick
bar
rod
straw
chopsticks
baton
dowser
popsicle

Examples of using Batons in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This year, we're asking you as a group to endow two batons, mine and our new incoming conductor Mr. de Souza.
Bu sene, sizden bir grup olarak iki çubuk bağışlamanızı istiyoruz benimkini ve yeni şefimiz Bay De Souzanınkini.
In places, the police response to the activists committed to non-violence was disproportionate with immediate massive use of pepper spray and batons.
Bazı noktalarda polisin şiddet kullanmayan aktivistlere tepkisi biber gazı ve cop kullanımı nedeniyle ölçüsüzdü.
vests… batons… Please run the batons first.
yelekler… coplar… lütfen önce copları incele.
And faced with their fists, batons, bitter treachery, must we not ask- is protest enough?
Onların yumruklarıyla, coplarıyla ve acı ihanetleriyle karşı karşıyayız şimdi sormalıyız- prostesto yeterli mi?
Must we not ask, is protest enough? And faced with their fists, batons, bitter treachery?
Onların yumruklarıyla, coplarıyla ve acı ihanetleriyle karşı karşıyayız… şimdi sormalıyız- prostesto yeterli mi?
civil rights isn't the soft option… and the police and the Army batons charge down.
polis ve askerler coplarıyla saldırırken… insan hakları en yumuşak cevap değil.
the police and the Army batons charge down.
polis ve askerler coplarıyla saldırırken.
Another year we got these Nerf-style guard batons. And so, anytime anyone said something stupid at a staff meeting, we would just whale on them.
Bir keresinde de yumuşak gardiyan coplarından alıp personel toplantılarında biri salakça bir şey söylediğinde üstlerine saldırıyorduk.
protesters to assault the police and national guards at Berisha's office, using rocks and batons.
Berişanın ofisinde görevli muhafız kıtasına taş ve sopayla saldırmaya sevk ettiğinden şüpheleniliyor.
And just remember who's carryingthe batons, okay? Now, hands to yourself,?
Şimdi ellerinize hâkim olun, önünüze bakın ve copların kimde olduğunu unutmayın, tamam mı?
showing police swinging batons at photographers.
polisi fotoğrafçılara cop sallarken gösteren ve gazetecilere yönelik polis dayağının kanıtı olduğunu söyledikleri büyütülmüş fotoğraflar sergilediler.
drawing reprisals of stun grenades, tear gas, chemical weapons and batons.
kimyasal silahlar ve sopalarla misilleme yapan maskeli anarşist gruplar izledi.
due to their perceived"harmlessness" in terms of causing initial injuries, like ordinary police batons do.
sıradan polis cop yapmak gibi neden açısından algılanan'' zararsızlık'' için.
it has put journalists in danger, especially during battles between riot police and hooded anarchists tossing petrol bombs and fleeing from tear gas, stun grenades and batons.
ses bombası ve coplardan kaçan maskeli anarşistlerle toplum polisi arasında yaşanan çatışmalar sırasında gazetecileri tehlikeye attığını öne sürdü.
he's gonna be throwing batons at us.
Maestro Rivera seyircilerin içinde olacak ve bize baton fırlatacak.
Thank you for the baton.
Cop için teşekkürler.
That killer doesn't need baton, gun, knife or bomb!
Bu katilin cop, silah, bıçak ya da bombaya ihtiyacı yok!
Yeah. So is she going to do baton twirling with you?
O da seninle çubuk çevirmece yapacak mı?- Evet?
A flashlight and a baton?
Fener ve cop mu?
Yeah. So is she going to do baton twirling with you?
Evet. çubuk çevirmece yapacak mı? O da seninle?
Results: 49, Time: 0.0582

Top dictionary queries

English - Turkish