BEGINS in Turkish translation

[bi'ginz]
[bi'ginz]
başlıyor
to start
to begin
to commence
başlayacak
starts
will begin
will
will commence
is going
gonna
başlangıcı
start
beginning
initial
of origin
preliminary
initiation
inception
first
opening
slate
başlayana kadar
started
begins
until
başladı
to start
to begin
to commence
başladığında
to start
to begin
to commence
başladığı
to start
to begin
to commence
başlangıcında
start
beginning
initial
of origin
preliminary
initiation
inception
first
opening
slate

Examples of using Begins in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Message begins, urgently request.
Şöyle başla: Acil olarak.
The righteous man who begins it is the only one who can finish it.
Bunu başlatan iyi insan sonlandıracak kişi de sadece o olacaktır.
The righteous man who begins it is the only one who can finish it.
Bunu başlatan iyi insan bitirecekte sadece o olacaktır.
All right, one minute. One minute till the competition begins.
Pekala, Yarışmanın başlamasına 1 dakika kaldı.
Training begins immediately, because tomorrow you have an audition for Entourage 2.
Eğitime hemen başlıyoruz çünkü yarın Entourage 2 için seçmelere gireceksin.
The same button that begins this can end it.
Bu işi başlatan aynı düğme bu işi bitirebilir de.
The story begins at the beginning. You know something?
Hikâyeye en başından başlıyorum, biliyor musun?
The historic re-unification of Korea begins now.
Şu andan itibaren başlamış bulunmakta. Tarihî yeniden birleşme.
Just two days left and the competition begins.
Maçın başlamasına iki gün kaldı.
After the Hunt begins, meet me at the mossy stump.
Av başladıktan sonra yosunlu kökte buluşalım.
And so it begins.- Oh, God.
O zaman başlıyorum.- Tanrım.
I found some build-up in Bill Maher's left ventricle. The game begins.
Oyun başlasın. Bill Maherin sol ventrikülünde bir miktar birikme buldum.
The game begins. So, I found some build-up in Bill Maher's left ventricle.
Oyun başlasın. Bill Maherin sol ventrikülünde bir miktar birikme buldum.
One begins to disappear. And then suddenly, you're somewhere else entirely.
Kaybolmaya başlıyorsun. Derken kendini bambaşka bir yerde buluyorsun.
Just 69 minutes until the Purge begins.
Arınma Gecesinin başlamasına sadece 69 dakika kaldı.
Until the Purge begins. M… just 69 minutes.
Arınma Gecesinin başlamasına sadece 69 dakika kaldı. Saat 17:51.
A historic change that begins an era of openness, which became known as Glasnost.
Tarihi açıklık dönemi başlamıştı. Glasnost olarak bilinen.
The spring semester begins in mid February and ends in early June.
İkinci dönem, şubat ayının ortasında başlamakta ve haziran ayının ortasında sona ermektedir.
One minute till the competition begins.
Yarışmanın başlamasına… 1 dakika kaldı.
Back to the exact stream in which they were born. Thus begins their 1000-mile journey.
Olacak 1600kmlik yolculuklarını başlatır. Bu onların, doğdukları akarsuya.
Results: 5540, Time: 0.0775

Top dictionary queries

English - Turkish