BLENDING in Turkish translation

['blendiŋ]
['blendiŋ]
karıştırma
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
harmanlaması
uyum sağlamak
adapt
to fit in
adjust
to blend in
adaptation
to accommodate
conforming
kaynaşması
commingling
to mingie
to bond
to socialize

Examples of using Blending in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Russian operatives blending into the population.
Halkın arasına karışan Rus ajanları.
There were a lot of explosions… for two people blending in.
Kalabalığa karışan iki kişi için çok fazla patlama oldu.
It's a faceless enemy, unrecognizable, blending in with hundreds of others.
O yüzü olmayan, tanınamayan bir düşman… Diğer yüzlerce kişinin arasına karışmış.
An environment fit for blending.
Kaynasmak için elverisli bir ortam.
We're just blending in with all the supernatural wannabes.
Tüm doğaüstü özentilerin arasına karışıyoruz işte.
The physicality of the paint, the blending of the past with the present.
Resmin fizikselliği olsun geçmişle günümüzü harmanlaması olsun.
Our engineers have spent years blending sorcery and technology.
Mühendislerimiz yıllardır teknoloji ve büyüyü birleştirmişlerdir.
It's just a little blending.
Sadece işler biraz karışık.
And colour blending was achieved.
Ve renk uyumu degisik.
And color blending was achieved.
Ve renk uyumu degisik.
The decision to act came after blending with the mind of Colonel O'Neill.
Harekete geçme kararı Albay ONeillın zihniyle birleştikten sonra geldi.
Fantasy blending with scientific research.
Bilimsel araştırmayla harmanlanmış fantezi.
But there's something about my race's makeup that rejects Goa'uld blending.
Ama benim ırkımın bünyesinde birşey var, Goauld ile birleşmeyi reddediyor.
Color Blending, Generator Filters,
renk karıştırma, Jeneratör Filtreler,
To do that, I took the tree branch and embedded it in black with the"Multiply" blending mode.
Bunu yapmak için, ağaç dalını aldım,'' Multiply'' karıştırma modunu kullanarak siyahın içine gömdüm.
Amsterdam Time Out" called their music an earnest and effortless blending of two voices that form one sound.
Iki sesin bir seste birleştiği, Amsterdam Time Out, yaptıkları müziğe, samimi ve gayretsiz harmanlaması, diyor.
Austen scholars have opined that Wright's work created a new hybrid genre by blending traditional traits of the heritage film with"youth-oriented filmmaking techniques.
Austen bilginleri Wrightın çalışmasının'' gençliğe yönelik sinema teknikleri'' ile miras filminin geleneksel özelliklerini harmanlayarak yeni bir melez tür oluşturduğu fikrini belirtti.
Well, our vision is to rediscover the spirit of the Renaissance, create a new discipline where engineering for cultural heritage is actually a symbol of blending art and science together.
Yani, misyonumuz yeniden keşfetmek Rönasans ruhunu, kültürel miras için mühendisliğin gerçekten sanatı ve bilimi birlikte harmanlamanın bir sembolü olduğu yeni bir disiplin yaratmak.
Chocolate ice cream is generally made by blending cocoa powder along with the eggs, cream, vanilla and sugar used to make vanilla ice cream.
Çikolatalı dondurma genellikle kakao tozunun yumurta, krema, vanilya ve şeker ile karıştırılmasıyla yapılır.
If you're so disgusted by the very thought of blending, how can we be associated with one another?
Eğer birleşme fikrinden bu kadar iğrenirseniz, nasıl birbirimizle ortak… çalışabiliriz?
Results: 63, Time: 0.0689

Top dictionary queries

English - Turkish