BLUSH in Turkish translation

[blʌʃ]
[blʌʃ]
allık
blush
rouge
blush
utandırıyorsun
shame
to be ashamed
to be embarrassed
shy
kızardığını
roasted
fry
flush
utandırıyorsunuz
shame
to be ashamed
to be embarrassed
shy
utandıracak
shame
to be ashamed
to be embarrassed
shy
utandırır
shame
to be ashamed
to be embarrassed
shy
yüzüm kızarıyor
kızarması fiziksel olarak mümkün değil ağlayamıyorlar mı

Examples of using Blush in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The rooms Linklater was thrown from, the woman there goes by the name of Blush Pang.
Linklaterın atıldığı evdeki kadın. Blush Pang olarak tanınıyor.
Haven't done nothing yet that would make the devil blush.
Henüz şeytanı utandıracak bir şey yapmadım.
You're making me blush, Master Lee.
Beni utandırıyorsunuz Efendi Lee.
I blush to think what you have heard tonight.
Ne duyduğunu düşünmek bile beni utandırır.
Come on, Tom, you're making me blush.
Hadi, Tom, beni utandırıyorsun.
Not your ebony handled bison bristle blush brush?
Abanoz ağacından yapılmış bizon kıllı allık fırçan olamaz?
Hey, guys, Mr. Blush is ready for you. He's gonna say yes.
Evet diyecek. Merhaba, arkadaşlar, Bay Blush sizi görmeye hazır.
They had never seen The teacher blush.
O güne kadar hiç görmemişti ki bir öğretmenin kızardığını.
You had moves that made even the devil blush.
Şeytanı bile utandıracak hareketler yaptın resmen.
As I listen to you, modesty returns, you make me blush.
Size kulak verince tevazum geri dönüyor beni utandırıyorsunuz.
A faerish sailor blush. Some of these books have pages that would make.
Bu kitaplardan bazıları, denizci bir periyi bile utandırır.
I mean, just, um, foundation and blush.
Yani, yalnızca, fondöten ve allık.
Stop, you're making me blush.
Kes şunu, beni utandırıyorsun.
Hey, guys, Mr. Blush is ready for you.
Merhaba, arkadaşlar, Bay Blush sizi görmeye hazır.
You said stuff to make a nun blush.
Rahibeleri utandıracak şeyler söylemişsin.
Mr. Prescott, you're making me blush.
Bay Prescott, beni utandırıyorsunuz.
Some of these books have pages that would make a faerish sailor blush.
Bu kitaplardan bazıları, denizci bir periyi bile utandırır.
Holly, you're making me blush.
Holly, beni utandırıyorsun.
Winter's Kiss Powdery Blush.
Kış öpücüğü.- Kış öpücüğü. Pudra allık.
Blush Pang. Beautiful.
Güzeldi. Blush Pang.
Results: 161, Time: 0.0517

Top dictionary queries

English - Turkish