BREAKING DOWN in Turkish translation

['breikiŋ daʊn]
['breikiŋ daʊn]
bozulması
break down
kırdılar
break
to hurt
to offend
smash
crack
bust
hacking
to snap
parçalıyor
to rip
smashing
destroying
tearing
breaking up
dismantling
dismember
shredding
dissecting
to pieces
yıkmaya
to destroy
to tear down
break
to demolish
to bring down
to pin
to frame
to knock down
subvert
overthrowing
bozuluyor
breaks down
are failing
is deteriorating
have failed
's falling apart
çökmeden
to collapse
crash
squatting
get down
kırmıyorlar
break
to hurt
to offend
smash
crack
bust
hacking
to snap
kırmak
break
to hurt
to offend
smash
crack
bust
hacking
to snap
bozulmaya
break down
parçalamam
to rip
smashing
destroying
tearing
breaking up
dismantling
dismember
shredding
dissecting
to pieces
çökmeye
to collapse
crash
squatting
get down

Examples of using Breaking down in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Breaking down enzymes isn't enough. You need something that lifts.
Enzimleri parçalamak yetmiyormuş, bize kaldıran bir şey gerekiyormuş.
First time breaking down a pig when I was 16.
İlk defa bir domuzu parçalarken, 16 yaşında.
The sea rises and enters the castle breaking down the castle door.
Deniz yükseldi ve kaleye girdi kalenin kapılarını kırdı.
Breaking down the walls of communication. Now, that's what i call.
İşte ben buna iletişim duvarlarını yıkmak derim.
That's what i call breaking down the walls of communication.
İşte ben buna iletişim duvarlarını yıkmak derim.
In nature, acids accelerate decay, breaking down organic compounds.
Doğada asitler çürümeyi hızlandırır. Organik bileşikleri yıkarlar.
Lady drivers breaking down, no one ever hears from them again.
Bayan sürücüler mahveder, Onları bir daha kimse görmez.
Molecular chlorine breaking down blood.
Kanı ayrıştıran Moleküllü klor.
But I'm not breaking down.
Benim moralim bozuk değil ki.
Men breaking down the door, pulling her out of bed.
Kapıyı kırıp onu yatağından kaldıran adamlar varmış.
He's got me worried about things breaking down.
Beni parçalayan şeyler hakkında endişeleniyor.
First time breaking down a pig when I was 16. Okay.
İlk defa bir domuzu parçalarken, 16 yaşında. Tamam.
Chromosomes breaking down at the molecular level.
Ayrılıyorlar. Kromozomları, hücresel seviyede.
It simply means breaking down the borders of countries.
Bu sınırların yıkılması anlamına geliyor.
Cellular structure breaking down. Matt!
Hücresel yapısı parçalanıyor. Matt!
Screaming through the window Breaking down the door.
Pencereden haykır Kapıyı kır.
Abruzzi enters the hole and helps Sucre with breaking down the wall.
John Abruzzi delikten geçerek Sucreye duvarı delmesi için yardıma gider.
If he starts breaking down then?
Ya o zaman tükenmeye başlarsa?
I don't know- breaking down toxic waste.
Bilmem. Zehirli atıkların parçalanması gibi.
They're breaking down Meredith's door right now.
Şuan Meredithin kapısını kırıyorlar.
Results: 101, Time: 0.0636

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish